·261 syf.····Okunma: 23 Temmuz 2023 06:15 Favori alıntım: En büyük düşünceler, en basit olanlardır.
Arka kapak: "Sineklerin Tanrısı başlangıçta, ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlatan, küçükler için yazılmış bir öykü, R.M. Ballantyne’ın Mercan Adası’nın çağdaş bir uygulaması sanılabilir. Hatta Golding, kendine özgü buruk alaycılıkla, okuyucunun bu sanısını pekiştirmek istercesine, Sineklerin Tanrısı’nın başlıca iki kişisine Mercan Adası’ndaki çocuklardan aldığı Ralph ve Jack adlarını verir. Mercan Adası’nda Ballantyne, oldukça duygusal ve biraz da bön bir iyimserlikle, gemileri battıktan sonra Pasifik Okyanusu’nda ıssız bir adaya sığınan üç İngiliz gencinin, Büyük Britanya uygarlığının oldukça başarılı bir küçük örneğini nasıl yeniden kurduklarını anlatır. Golding’in Sineklerin Tanrısı’nda da bir mercan adası ve İngiliz çocuklar vardır. Ama altı ile on iki yaş arasında olan bu çocuklar, gelecekteki atom savaşı sırasında, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak bir saldırıya uğradığı için bu mercan adasına düşmüşlerdir. Ve bu mercan adasında olup bitenler, Ballantyne’ın romanında olup bitenlere hiç mi hiç benzememektedir...Sineklerin Tanrısı’nda gördüğümüz ıssız ada da yeryüzünün cennetlerinden biridir. Çocuklar da bu adanın, okudukları Mercan Adası’na çok benzediğini söylerler. Ne var ki, başlangıçta bunu hiç sezinlemediğimiz halde,atom çağının çocukları, bu güzelim adayı her açıdan bir cehenneme çevireceklerdir." ~Mina Urgan
Herkese merhaba! Nasılsınız? Bugün büyük bir istekle ve merakla okuduğum “Sineklerin Tanrısı”nı elimden geldiğince yorumlamaya, anlatmaya çalışacağım.
Başlamadan önce belirtmek isterim ki ben başlarken bu kitabın bir çocuk kitabı olduğunu duyduğum için çok üstüne düşmeyerek, üstünkörü okumaya kalktım. Fakat size söylemeliyim ki bu kitabın bir çocuk kitabı olmakla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Alt metni, psikolojisi gibi pek çok ögesi alegorik bir anlatım içermekte olup derinlemesine incelenmesi gereken bir kitaptır.
Yazarın anlatım diliyle başlayacak olursak bir ressamın kaleminden fırlamışçasına betimleri adanın her yanını resmen görmüşüm de hayran kalmışım gibi okumama vesile oldu. Duruluk ve yalınlık çizgisinden ayrılmasa da sade bir dili vardı diyemeyeceğim, dili çok abartılmayacak kadar süslüydü.
Biraz da adadaki çocuklardan bahsetmek istiyorum ki bu nokta bana göre gerçekten önemli. Adaya düşen bu çocuklar beraberlerinde getirdikleri toplumsal ahlak yasalarına uygun yaşamaya çalışılar başlarda. Söz gelimi toplantılar yapar, herkese söz hakkı verilmeye çalışılır, iş bölümü yapılır, oylamayla bir başkan bile seçilir. Fakat sonrasında ne olur da ahlak yasaları bir bir terk edilir?
Öncelikle bir söz vardır insanın başına ne gelirse ya korkudan ya korkusuzluktan diye. Burada karşımıza Hitler benzetmesiyle bir karakter çıkıyor Jack. Bu çocuk karakter her ne kadar liderlik vasıfları taşısa da kesinlikle bu vasıfları iyiye kullanan biri olmaktan çok uzak. Başlarda karınlarını doyurmak için domuz avlasa da sonraları bunu zevk için yaptığı çok bariz. Her neyse konumuza dönecek olursak onun korkusuzca domuz avladığını düşünen ve bu duruma hayran kalan küçükler Ralph’ın başkan olmasını isteseler de başlarda sonradan onun peşinden gidiyorlar. Burada sebep iki etmen bulunmakta: birincisi çocuklar iş bölümünde verilen görevleri yapmaktansa avlanıp karınlarını doyurmayı daha eğlenceli buluyorlar, ikinci ve en önemli nedense başta da belirttiğim gibi onun domuz avlaması çocuklarda onun güçlü olduğu düşüncesi uyandırıyor. Dolayısıyla korkularından onu koruyacak kişinin Jack olduğunu düşünerek onun peşinden gidiyorlar.
Büyük bir merak ve dehşetle okuduğum bir kitaptı. Distopik bir alegori de olsa korkunun egemenliği ele geçirip demokrasiye, insan haklarına, anayasaya, ahlak yasalarına üstünlük kurduğu pek çok coğrafya için yazılmış birer realist roman özelliği de taşıyor.
Ve son olarak kitabın çevirmeni Mina Urgan’a da değinmek istiyorum. Kitabın tahlilini o kadar güzel yapmış, kitabı o kadar güzel çözümlemiş ki o sadece kitabı İngilizceden çevirmekle kalmamış, yazarın alegorik dilini, kitabın atmosferini çocukların içinde bulunduğu psikolojiyi de bizler için tercüme etmiş.
Her yönüyle tadı damağımda kalan bir eser oldu. Bu nedenle kitaba puanım 10 üzerinden 10.