Puan vermedi·353 syf.····Okunma: 24 Temmuz 2023 01:50 Mina Urgan'ın okuduğum ilk romanı.
Hayatı, yaşadıklarıyla, edinimleriyle ve tanıdıklarıyla Mina Hanım, anılarını anlatmakta haklı. Etrafında tek bir boş kişi yok. Şu satırlar onunla alakalı olarak benim de düşüncelerimin özeti; " Benim ben olmam, yabancı diller bilmem, üniversite okumam, kültürlü sayılmam, kendi marifetim değil, bir rastlantının sonucuydu sadece.
Kendimi bir şey sanan ben, toplumsal ve ekonomik düzenin korkunç haksızlığının bir ürünüydüm sadece: Büyük bir kentte, çok aydın bir çevrede büyümüştüm, en iyi okullarda okutulmuştum; gümüş tepsilerde bana kültür sunulmuştu sanki..."
Doğduğun ev kaderindir çıkıyor buradan, kendisi de bu düşünceyi doğrularcasına, Anadolu'nun bir kasabasında olsaydım bir dil bilmezdim ve böyle güzel okullarda okuyamazdım, diyor.
Hayat herkesi eşit yakalamıyor, imkanlar ve fırsatlar kimilerine altın tepside sunulurken, kimileri de imkanları bulmak, kaderin yönünü değiştirmek zorunda. Nasıl değişir bilemem!
Böyle masalsıydı kitap benim için, okurken insan büyüleniyor. Herkesin en sevdiği kişi bu anılar kitabında mutlaka karşısına çıkacaktır. Bir çok şair için şunu söyleyebilirim hayal kırıklığı!
Yahya Kemal, Necip Fazıl bunlardan kimileri..
Ahmet Haşim'i, nedense merak ettim.
Ve Halide Edip Adıvar, benim en sevdiğim kadın romancılarımızdan, Mina Hanım sanırım bu anlamda benim olmayacak hayalimi gerçekleştirdi..
Başına gelenler, hayat yolculuğunda şahit olduklarının içerisinde kendimi bulduğum yerlerden biriydi, Şanlıurfa'ya gittiğinde başına gelenler, Cumhuriyet sonrası halkın başı açık kadınlara olan tutumları, benzeri durumu örtüsünden dolayı yaşayanlar da vardı dedirdi. Yani sen nasıl açıksın, müslümansın ; sen neden örtülüsün teröristsin algısı veya Atatürk düşmanısınlar. Etikete değer veriyoruz malum, giyime göre düşüncelere puan veriyoruz..
İngiliz edebiyatı seviyoruz ve tabiki Virginia Woolf çevirileri sırf bu yüzden çok sevdim Mina Urgan'ı..
Mutlaka okuyun