·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Temmuz 2023 19:05 Kardeşim Gallio, herkes mutlu yaşamak ister, ancak yaşamı mutlu kılan şeyin ne olduğunu görmek konusunda zihinleri kördür.
Əziz dostlar çox kitab incələməsi edə bilməsəmdə bu kitab haqqında sizlərə bir şeylər çatdirmaq istəyirəm. İlk öncə hər kəsə tövsiyə edirəm:) Əsasda fəlsəfə sevənlər üçün daha maraqlı bir kitabdır. Kitabın hər cümləsi bir birindən dəyərli və bilgidir. Təkrar eyni kitab oxuya bilməsəmdə bu kitabı təkrar oxumağa dəyər olduğunu deyə bilərəm.
Birinci hissəsi mutlu yaşam üzerine ikinci hissəsi yaşamın kısalığı üzerine haqqındadır.
İki eser de edebi biçim ve üslup bakımından tipik birer Seneca diyaloğudur. Ne benzer konuları ele alan Aristoteles'in eserlerindeki gibi, kategorik ve sistematik bir uzman dili ne
de Platon veya Cicero'nun felsefi diyaloglarındaki gibi, konuşmaların taklidi vardır.
Seneca:
Seneca (MÖ 4'e doğru-MS 65): Devlet adamı ve filozofluğunun yanı sıra Roma tarihinin en önemli söylev ustalarından ve tragedya yazarlarından biridir. Babasının bir siyaset adamı ve hatip olarak yetiştirmek istediği Seneca, bir süre devlet işleriyle uğraştı ve sonunda kendisini en sevdiği işe, yani felsefeye adadı. Stoacı öğretileri içeren çok sayıda düşünce metni, mektup ve tragedya yazdı. Mutlu Yaşam Üzerine ve Yaşamın Kısalığı Üzerine'de Seneca doğaya uyumlu yaşama mecburiyetini çeşitli açılardan ve yaşadığı dönemden örnekler vererek ele alır. Ilham verici bu iki metin, Stoacılığın Roma döneminde nasıl bir yaşam anlayışını salık verdiğine dair soruların yanıtlarını da barındırır.
Doğaya aykırı ve erdemlerden uzak yaşamak ise yanlış bir şekilde yaşamın kısa ve eksik
olduğu algısını doğurur, oysa yaşam doğru değerlendirildiğinde insana yetecek kadar uzundur. Makam ve şöhret peşinde koşmak, yarını düşünürken bugünü kaybetmek, başka deyişle anı yaşayamamak yaşamı kısaltır. Buna karşılık kusurlarımızla yüzleşmeli, erdemli bir yaşam için kendimize dönmeliyiz. İnsanın doğru bir şekilde kendine dönmesi, yaşamında yeterince vakit ayırdığı kamu görevlerinden uzaklaşarak inzivaya (otium) çekilmesi, bu boş vaktinde kendini bilgeliğe, yani felsefeye adamasıyla mümkündür. Felsefeyle uğraşmak çağlar arasındaki mesafeyi kapatır, insanın sadece kendi çağında değil, aynı zamanda geçmişte yaşayan filozofların çağında da yaşamasını sağlar, onlarla tartışıp kuşku duymasına, huzur bulmasına, insan doğasına üstün gelmesine ve onu aşmasına olanak tanır.