Ultra lüks bir otelin lobisine adımlayıp, cam bir asansöre biniyorsunuz; burnunuza erkeksi bir Armani kokusu çarparkan K1 tuşuna basıp bekliyorsunuz. Bing! Kral Süiti'ne ulaştınız.
Bugün sizleri yaz sıcağında eritecek bir kurguyla geldim. Ersen Aşiyanoğlu ve Şimal Peksever'in bir diziye konu olacak aşkı, yüreğinizi hoplatacak eminim.
Bir otelde ön büro şefi olarak işe başlayan Şimal, başına geleceklerden ve talihsiz aşkından habersizdir. Daha ilk günden patronunun evli olduğunu öğrenip hayal kırıklığına uğrarken de masumiyetinden pek bir şey eksiltmez. Peki bu ikili birbirlerine göründükleri gibi mi dersiniz ? Perdenin arkasında ne var ?
Aradaki yaş farkını rafa kaldırıp heyecanla araladığım sayfalarda, Atakan, Caner ve Aziz gibi çok tatlı karakterlere de rastladım. Selçuk Bey ve Şahsuvar Bey'in verdiği gazlara çanak tutarken de, her sayfada beni ayrı delirten (ağızlara layık) Ersen Aşiyanoğlu'na tutulmamak imkansızdı. (Üzgünüm be Sercan...)
Erkekler hislerine anlam veremeyince mantığıyla kalbi arasında bocalar ve etrafa dişlerini çıkarır. Bu sizi delirtse de bir mıknatıs gibi içine çeker. İşte kitap tam da bunun gölgesinde şekilleniyor. Kral Süiti'nde sakarlıklara, kekelemelere, paniğe ve kıskançlıklara bolca rastlayabilirsiniz. Zeynep gibi yapay karakterleri de gözden çıkararak, Mehmet'in moraran gözüne sevinebilirsiniz de... Veya kendinizi bir havuzdan sırılsıklam kurtarılmış bir vaziyette bulabilirsiniz. Ya da Ersen'in gömleğinin kokusunu içinize çekerken yakalanabilirsiniz.
Her istifa ve işten ayrılma meselesine kıkırdarken bu kedi fare oyununda otelin katlarından birine yerleşebilirsiniz. Aradığınız her ne olursa olsun Kral Süiti, tutku ve romantizmi iliklerine dek hissetmek isteyenlere kapısını sonuna kadar açıyor.