7/10
·232 syf.··
2023 11. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2023 17:29
Köy enstitüleriyle Baykurt’tan, Makal’dan okumalar yapmıştım fakat onlar yaşadıklarını anlattığından bu kitap kadar akademik bir açıdan daha önce hiç bakmamıştım. Bu sebeple kitabın bakış açımı genişlettiğini düşünüyorum. Akademik bir dil kullanıldığı için kitabın başlarında okuduğumu anlamakta epey zorlansam da bilmediğim kavramların ne anlama geldiğini öğrendiğimde, kitabın ilerleyen kısımları daha akıcı ve zevkli bir şekilde ilerledi. Dewey ve Pestalozzi’nin yanında Kerschensteiner’ın da iş eğitiminin öncüsü olduğunu da öğrendim. Ayrıca bu kitap beni Rousseau, Condorcet, Herder, Fichte ve Durkheim hakkında daha detaylı araştırmalara da sevk etti. Köy enstitülerinin eğitim ve kültür tarihinin bir nesnesi olduğu kadar siyasi tarihin de bir öznesi olduğu bu kitapta açıkça görülmektedir. Tonguç, ‘’iş okulunun baba’’sı olarak gördüğü Pestalozzi gibi somut hayata dayanan eğitimi daha doğru bulmuştur ve köy enstitülerinde iş içinde eğitim ilkesini uygulamaya koymuştur. ''Amaç inanan köleler yerine düşünen vatandaşları oluşturmaktır''(s.34). Eğitim yoluyla köylü ve yoksul kesimin kendi güçleriyle, kendi yetenekleriyle ekonomik kalkınmalarını sağlamak da temel argümanları arasındadır. O dönemde öne çıkan özellikleri daha iyi anlamamızı sağlayan bir örneği o dönemde Pamukpınar köy enstitüsünde okumuş Emin Özdemir’den vermek istiyorum: ‘’Köylü kul demekti. O dönemde de kul demektir, bir ölçüde bu dönemde de. Neyin kulu? İmamın kulu. Neyin kulu? Ağanın kulu, derebeyinin kulu. Yani kendi kaderine razı olmuş bir kul olarak kalacaktım, gitmesem’’. Buradan da anlaşıldığı gibi o dönemde kaderine razı gelerek başka insanların kulu, kölesi olmaktansa okumak; kendi ayakları üzerinde durabilmeyi, kimseye muhtaç olmamayı sağlıyordu. O dönemde öne çıkan bir diğer özellik olan yoksulluğu ve ondan kurtuluşun hayalini de Fakir Baykurt’tan dinleyelim: ‘’Öğretmen olacağım. İçinde yittiğimiz yoksulluktan kurtulacağız önce.’’ Bu alıntıda dikkatimi çeken husus öğretmen olarak yoksulluktan kurtulma hayalidir. Günümüzdeyse öğretmenlerin alım gücüne baktığımızda yoksulluktan kurtulma hayali pek de kurulamamaktadır. Bu kitapla birlikte köyün ‘’aydınlanmış vatandaşını’’ yaratmak üzere kurulu ulus-devlet inşasına katılımında önemli olduğunu ve romantikler için çiftçi sınıfının ‘özel bir sevgiye değer’(s.47) görüldüğünü öğrendim. Romantik milliyetçiliğin bir nevi tabiat ile milletin birlik olarak hareket etmesi olduğunu ve imece yönteminin sıkça yer aldığı enstitülerin, kilit noktalardan biri olduğunu öğrendim. Hatta kitapta beni etkileyen bir alıntıyı daha bu noktada paylaşmak isterim: ''Romantik milliyetçi görüşün Köy Enstitüleri’nde işlevselci seküler din şeklini alması; enstitülerdeki cumartesi toplantılarının ‘’ritüel’’, Hasanoğlan’ın ‘’tapınak’’, Ziraat Marşı’nın ‘’ayin’’ Canlandırılacak köy vb. kitapların ‘’kutsal’’ olarak kabul edilmesiyle açıklanabilir'' (s.231).
Köy Enstitüleri
Kazma - Kürek - Defter - KitapAhmet Emre Ateş · İletişim Yayıncılık · 202115 okunma
·
138 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.