·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ağustos 2023 04:48 Robert Sheckley'nin kısa öykülerinden birkaçını daha önce okumuştum. Mevki Uygarlığı ise yazardan okuduğum en uzun metindi. Kitap konu olarak gerçekten ilginç bir hikaye sunuyor. Omega gezegeni ve bu gezegende yaşayan herkesin suçlu olması bir yana, aynı zamanda da kötülük yapılmamasının cezalandırılması gibi alışılagelmişin dışında fikirler içermesi kitabı daha da cazip kılıyor. Ama bence dağın görünen kısmı sizi aldatmasın. Çünkü dağın görünmeyen kısmı çok daha iyi.
Öncelikle Robert'ın Mevki Uygarlığı ilk bölümlerde iyi bir izlenim vermiyor. Olayların dört nala koştuğu bu bölümler okura arada çokça boşluk var hissi veriyor. Ayrıca Omega gezegeninin ve işleyişinin daldan dala atlarcasına anlatılması da eseri edebi yönden geriye atıyor gibi gösteriyor. Fakat kitabın sonlarına doğru geldiğimizde bu olumsuzluğun ardında yatan gerçek amacı daha iyi anlıyoruz. Yazar ilk sayfalarda hafızası silinen Barrent ile okurlarını da hiç bilmediği bir gezegene götürmeyi amaç edinmiş. Böylelikle hem Barrent hem de okur yitirmiş olduğu anılarla etkili bir şekilde yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Mevki Uygarlığı'nı değerli kılan şeylerden birisi de her şeyin ve herkesin iyi olduğu ütopik dünyaların bir noktada kendi kendini bitireceğini dile getirmesidir. Thomas More'ün 1516 yılında yayınlanan Ütopya'sı Mevki Uygarlığı'nda çok uzak bir gelecekte karşımıza çıkıyor. Ama burda Sheckley, ütopyanın yani suçsuz ve her şeyin güllük gülistanlık olduğu Dünya'nın kendi sonunu getireceğine inanıyor. Kaosun, iyiliğin ve kötülüğün aynı tencerede kaynamasının elzem olduğunu dile getiren yazar, insanlığın ilerlemesinin durağan ve amaçsız bir şekilde değil de daima rekabetin ve farklı düşüncelerin varlığına borçlu olduğunu savunuyor diyebiliriz.
Nihayetinde etkili bir başlangıç sunmasa da Mevki Uygarlığı, sonradan açılan arap atı misali okunması gereken etkili bir kitap.