Gönderi

Sultan Selahattin (Eyyûbi) Kudüs'ü geri aldığında (1187) Yahudilerin şehre geri dönmelerine imkân sağladı ve iki farklı millet arasında başka bir örneği olmayan bir şekilde Müslüman ve Yahudi çocukları arasındaki meşhur kardeşlik geleneğini uygulamaya koydu. 1967 Savaşı'ndan sonra Yahudiler, Kudüs'te mutlak hakimiyet elde etti. Peki "üç dinin şehrinde" nasıl bir din özgürlüğü tatbik ettiler? Filistin'in Katolik, Rum-Ortodoks ve Evanjelist kiliselerinin ileri gelenlerinin bu hususa ilişkin olarak BM Araştırma Komisyonu'na sundukları veriler bir süre önce açıklandı. Bu veriler sadece varsayılanların doğruluğunu teyit etti. (Bu verilere göre:) Katolik Piskopos Semaan, İsraillilerin doğrudan tarihî Kudüs surlarının hemen yanında bulunan Suriye Katolik Kilisesi'ni bütünüyle tahrip ettiklerini söyledi. İsrail askeri araçlarının yeni yerleşimlerden kadim şehre geçebilmeleri için, Aziz Antonio Kilisesi'nin duvarları da kısmen yıkılmıştır. Kudüs'teki Ermeni Halaskar Kilisesi, neredeyse tamamen yok edilmiştir. Kilisenin pencereleri İsrail ordusunun mazgallarına dönüştürülmüş, içindeki 4. yüzyıldan kalma meşhur Bizans mozaikleri ise buradan taşınmıştır. Rum-Ortodoks Kilisesi'nin lideri Başpiskopos Diodoros, İsrail ordusunun Ayn Karin'deki Vaftizci Yahya Kilisesi'ne zor kullanarak girdiğini ve taşınabilecek her şeyi götürdüğünü söyledi. Askerler duvarlara "WC" yazdılar ve Kilise gerçekten de ihtiyaç gidermek için kullanıldı. İsrail askerleri, Beytüllahim yolundaki Aziz İlyas Kilisesi'nden ikon, vazo ve mobilyaları alıp götürmüştür. İsrail askerleri Gazze'deki tarihî camiden eski kitabeleri, aynı şehirdeki Kıpti Kilisesi'nden ise buldukları her şeyi alıp götürmüşlerdir. İsrailliler tarafından Kudüs'te Yahudilere ait olmayan tüm yapılar aleyhinde oluşturulan atmosferin tabii bir sonucu olarak nihayet Mekke'deki Kâbe'den sonra Müslümanlar için en mukaddes yapı olan Mescid-i Aksa yakıldı.
Sayfa 84 - Ketebe Yayınları, 3. Baskı, Nisan 2021·Kitabı okudu
·
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.