Herkes şu sonuca vardı: Eğer namaz kılarsam, oruç tutarsam, malımın % 2.5'ini verirsem ve nihayetinde hacca gidersem (Kabe'yi ziyaret edersem), iki cihan saadetini kesin garantilemiş olurum. Peki bu böyle mi? Literatür, daima cami eşiğinde olan fakat ruhları boş insanlara ilişkin hikayelerle dolu değil mi? Maalesef böyle hikayeler, sadece kötü niyetli insanlardan çıkmıyor.
Eğer yüzyıllar boyu, nesilden nesile insanlar, kendi ruh anlayış ve davranışlarını şekillendiren rehber düşüncenin arızalı, sakat ve eksik versiyonunu takip ediyorlarsa neticenin de aynı şekilde arızalı, sakat ve eksik olması şaşırtıcı mıdır?
Kur'an'a bakıldığında İslam'ın her şeyden önce ve her şeyin üstünde iki şartı var: birincisi iman etmek; ikincisi iyilik yapmak. Ve eğer biri bunun, yani iyiliğin bir şekilde belirli bir kalıba sokulup namaz, oruç ve zekâta indirgenebileceğini düşünüyorsa o kişi İslâm'a büyük bir kötülük ediyor ve her şeyden önce kendine de büyük zalimlik ediyor demektir...
Sayfa 145 - Ketebe Yayınları, 3. Baskı, Nisan 2021·Kitabı okudu