Puan vermedi·144 syf.··
2023 43. kitabı
İkinci Dünya Savaşı, Nazi işgali, toplama kampları ve akıl almaz detaylarla ilgili birçok kitapla karşılaştık. Ortak noktaları, insanlığa dair bir utanç, yoğun bir dehşet ve hüzündü. Fakat aynı dönemin tüm o detaylardan uzak, işgal altındaki bir ülkede günlük yaşamın sıradanlığına sığınarak anlatılmasının, böyle derinden bir acı hissettirmesi çok farklı ve beklenmedik. Hollanda'da savaşın uzağında olduğunu düşünerek yaşayan bir aile hayatına devam etmeye çalışıyor. Dışarıdan gelen haberlere rağmen, böyle bir durumda yapabilecekleri tek şeye; 'bize bir şey olmaz' cümlesindeki iyimserliğe sığınıyorlar. Çünkü hayat devam etmek zorunda. Ve biz o ailedeki genç kızın gözünden, gündelik yaşamın ve umudun neye doğru evrildiğini okuyoruz. Ama asla depresif, duygusal bir havaya sığınmıyor yazar. Zaten kitabın çarpıcı yanı da bu. Tüm o sıradanlığın içindeki değişimi satır aralarından kendimiz bulup çıkarıyoruz. Mesela, genç kız alışverişe çıkarken, annesi 'hava erken kararıyor, geç kalma' diyor. Genç kız çocukluğunda sokakta oynamaya çıktığında buna benzer cümleler duyduğunu anımsıyor. Ve biz annenin bugün bu cümleyi bambaşka nedenlerle kurduğunun farkındayız. Saklanmak, farklı kimliklere sığınmak, anne baba evden alınıp götürülürken arka kapıdan kaçmak... Kalabalık, neşe dolu bir aileden geriye kalan tek kişi olmak.... Yazar, kitabı kendi yaşamından esinlenerek yazmış. Bu kadar sade ve düz bir anlatımdan böyle etkilenmek, belki biraz dönemi bilmemizden kaynaklanıyor. Ama bilmeseydik de umut ve umutsuzluğun aynı cümleye nasıl sığındığını farkederdik diye düşünüyorum. Anlamlı ve sarsıcı... Böylesine farklı bir bakış açısı okunmalı diye düşünüyorum, tavsiyemdir.
Acı OtlarMarga Minco · Doğan Kitap · 2023266 okunma
·
284 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.