Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello
Okuması emek isteyen bir kitap.Ne bir roman ne de felsefi bir metin, kısa paragraflardan oluşan, derinlikten uzak, sızlanmalardan ibaret bir kitap.Ne
bir olay ne bir parlak düşünce mevcut.
Kitabın konusu ise, bir adamın kendi gözleriyle gördüğü kişiliği ile başkalarının gördüğü kişiliği arasındaki uçurumun farkına varmasıyla varoluşunu sorgulamasına yol açmasını konu alıyor.
Bir gün karısıyla konuşurken burnunun yamukluğunu keşfeder ve yaşadığı bunca yıl fark edemediği bu gerçek onu varoluşsal bir krize girmesine neden olur. Bu olay bütün varlığını sorgulamasına yol açar. Kendisinin, başka insanların gözünde hayal ettiği gibi olmadığı düşüncesine takıntılı hale gelir ve karakterinin gerçekliğinin arayışına çıkar. Pirandello’nun en önemli yıllarının bir ürünü olan kitap aslında, yazarın da kariyerinde bir dönüm noktası olmuş.
“İçimdeki bu yabancıya nasıl katlanacaktım?
O yabancı aynı zamanda ben iken, onu nasıl görmezden gelebilecektim? Benim gözlerime perdeli, başkalarının gözü önüne serili “ben”i bir ömür boyu içimde taşımaya mahkûm oluşumu nasıl kabullenebilecektim?”
Ben pek zevk alamadım ve çok zor okudum hiç bu kadar bir kitap okurken zorlandığımı bilmiyorum, okuyan var mı aranızda sizin düşünceleriniz nelerdir?
Herkese keyifli pazarlar.