Mustafa Uçurum şair-yazar ama onu daha çok şiirleri ile tanıyoruz. Tenhalayın Kalbimi ile başlayan ve Konuştukça Memleket ile devam eden şiir serüvenini şimdi de Dünya Telaşı ile sürdürüyor. Kitabı elime aldığımda ismiyle de dikkatimi çekti kitap. Bu önemlidir. Çünkü bizi bir kitapta ilk yakalayan, kitabın adıdır.
Kitaptaki birkaç şiire bakmam bile şairin telaşına şahit olmama yetti. Bu telaşı şiirlerinde çok açık görüyoruz.
Kitabın ilk şiiri; "Taşrada Bir Şair Kalbi'. Özgün bir şiir ismiyle karşılıyor kitap bizi. Serbest tarzda, uzun mısralarla yazılmış bu şiirin ilk bölümünde şair; mutluluk ve hüznü birleştirmiş diyebiliriz. İşte Mustafa Uçurum'da sevinçler ve hüzünlerin harmanlamış hali; şair telaşı. Ürkekçe bir telaş değil bu tabii, kendinden emin özgün bir telaş.
"Kendime bir duvar çiziyorum kendime bir
gökyüzü
Eskitilmemiş bir aynaya bakıyorum can çe- kişiyor kaşifler"
derken kendi yaşadığı dünya ile düşlediği dünya özlemi;
"Uzak bir rengi yitirdim rengi kaçtı yüzü- mün" "Yeni bir geliş arıyorum halkın içinden halkla beraber".
Şairin dünyada verdiği mücadeleyi, fakat halktan kopmadan halkla iç içe oluşundaki kendinden emin tavrı görüyoruz. Toplumcu yönünü görüyoruz. Ve şöyle devam ediyor dünya telaşı içindeki yürüyüşüne şair;
"Allah'a yakın bir yol hayatın hızlı akışından daha duru bir yol."
Mısralardan insanın varlık gayesini, inancından aldığı gücü hissediyoruz hücrelerimize kadar.
"Diriliş bu efendimiz bölerek çirkinlikleri yüzüne bakmak" dizesi ise ruhun diriliş çağrısına kulak vererek çirkinliklere başkaldırıyor şairi.
Mustafa Uçurum kendisi ile yapılan söyle- şide şiirleri için "kendinde başlayan ve dünyaya açılan sesi çoğaltan bir ses" diyor. Şairin deyimiyle ve bize ulaşan seste, şiirleri kendi içinden dünyaya açılan bir çığlıktır diyebiliyoruz. Bu yönüyle de geleceğe kalabilen modern şiirdir Uçurum'un şiirleri.
Peki, Dünya Telaşı'ndaki şiirlerin ana tema- sı nedir sorusuna vereceğim cevap ne olurdu? Yani kitapta bir bütünlükten söz etmek mümkün mü? Bu soruların cevabı net; şair dünya ile dertlidir. Şairin dünyayla kavgası, duruşu ve suskun kalmayışı ve haykırışlarına şahitliğidir şiirleri. Dünya üzerindeki yolculuğunda istikrarı, acıları dahi sade ama şiiriyetle örülü mısralarla okuyucuya sesleniyor. Neticede şiir artık okuyucunundur. Önce kendinden başlayarak bireysellikten toplumsallığa geçişi çok sesli bir imgeyle dile getiriyor. Zira İnsan kendi içine bakmadan dünyaya bakamıyor.
Ve gür bir sesle, haykırıyor yol arkadaşlarını işaret ederek.
"İsmet Özel'i Türkken de sevmek, Ankara'yı İstanbul'u sevmek Turgut uyar'ı hatırlamak göğe bakarken
Bir mendil kanarken Cansever'e bir karanfil
vermek"
Yine;
"Soğuk oluyor biraz sher vakti, cami avlu- ları bile
Aşmak için duvarları biraz Sezai Karakoç
alıyorum kalbime."
diyerek Karakoç'u hepsinden farklı bir yere koyuyor ve ruhunu dinlendiriyor şair bir direni- şe bilemek için kendini.
"Nasılda diriliyor hücrelerim yollarım nasıl da düz oluyor
Gövdem dökülüp kalsa yollara bundan sonra yeridir
Buna sevmek diyelim taşra bir şairi kalbine sarsa yeridir" mısralarıyla sona eriyor şiir. Taşra bir şairin kalbinden kendine ve dünyaya bakışına tanık olduğumuz şiirleri, bizi kendi dünyasından kendi dünyamıza taşıyor adeta.
Dünya Telaşı'nda dünya ve insan hallerini, Müslümanın duruşunu ve özelde de bu telaşların dünyayla hemhal olduğu mesajını veriyor. Sırat-ı Müstakim şiirinde ise;
"Unuttum tel bir örgünden geçerken yırtılmıştı ellerim
Oynamayı unutan bir çocuk kadar hızlı büyüdüm bu yüzden"
derken çocukluğundan izlekleri, dünya yorgunluğunu söylüyor.
Mustafa Uçurum' un "Dünya Telaşı" kitabındaki şiirlerine dair genel gözlemim; uyuyan insanlığa şuur aşılıyor bu şiirler. Uyanışa çağırıyor herkesi. Bunu kimi zaman bağırarak, kimi zaman daha kısık sesle yapıyor. Dünya meşgaleleri bizleri sorumluluktan muaf tutmuyor mesajını veriyor inceden. Zamana yetişemiyoruz, zaman zaman yetemiyoruz bazı şeylere fakat gayeden de uzaklaşmamamız gerekiyor mesajı var birçok şiirde.
Şehrin, metropol yaşamının içindeki kay- boluş, içsel yalnızlık, insanların yaşam telaşları var şairin sesinde.
"Ağır ağır ilerliyor gece, her şey siyah o kadar
Bankalardan, marketlerden, kalabalıktan Geçiyoruz."
Ve geniş bir coğrafyanın şiirini yazıyor şair. Sınır tanımaz bir evreni var.
"Afrika oluyor ellerim, hüzünlü bir yoksulluk"
"Düşmanlar fotoğraflarda,
Ölüp ölüp dirilmelerde
Doymak bilmiyor dünya alnım
Her acıya şahitken
Çok vakit şaşkınlığa bulaşmış kalbimden"
"Kendimden olmayan bir yorgunluk Türüyor içimde
Kuzeyden geliyor soğuk alıngan
Bir yaprak
Dalından küsmüş, bir kahverengi şimdi Akşamüstü
Soluğum beni emanet yangın gibi akıyor"
Dünya Telaşı, Mustafa Uçurum'un olgunluk şiirleri olarak karşımıza çıkıyor. Kuşatıcı, kul olduğunun bilincinde ve kurduğu her dizenin farkında olan bir şair var karşımızda. Hepimizin yaşadığı telaşa herkesi şahit tutuyor şair.
"Dünya telaşı işte kanımın çağlayıp durması her şeye rağmen."