İbrahim Tarla’nın “Medet” romanı 2022 Aralık ayında okuruyla buluştu.
Roman 3 bölümden oluşuyor. Feyruze, Kader ve Seyran’ın hayatını anlatıyor.
Yazar Tarla doğup büyüdüğü Doğu Anadolu bölgesindeki Hakkâri yöresinin coğrafi konumu, toplumun ortak bir şekilde kabul edip benimsediği gelenek görenekleri, çeşitli tabularıyla birlikte sosyal kültürel ve tarihi açıdan birçok konuyu ele alıyor. Romanın ruh bulduğu mekân Hakkâri ve Irak. Roman kırsal kesimde köylerde geçiyor.
Yazar Tarla, Coğrafyasında yaşayan kadınların çaresizliklerini başarılı bir şekilde okuyucuya hissettiriyor. Onların acı içinde kıvranan, kederli kaderlerine okuru davet ediyor. Kitabın felsefesinden içeriğine gelirsek;
Roman baş kahramanımız Salih’in hikâyesiyle başlıyor. Salih’in köy hayatı. Aile yaşantısı ve babasıyla iç çatışması. Ücretli öğretmenlik yapmak için köye gittiğinde kendini tamamlanmış hissetmesi, özgüveninin inşası ve öğretmenlik yaptığı köylerde Feyruze, Kader’ ve Seyran’la kesişen yoluna kitap bitene kadar eşlik ediyoruz. Roman Tekniği açısından geçişlerin iyi ilerlediğini görüyoruz. Mekân çevre ve insan arasında bütünlüğü sağlamış yazar. Konular dağılmadan birbirine bağlanıyor. Pasajlar arasında okuyucuya merak kamçılayan anlatıcı, finale gelmeden sonlardaki bölümlerde finali hissediyoruz.
Metinlerarasılık yapan Yazar Tarla’nın Necip Fazıl’ın “Beklenen” şiirinden alıntı yapması romanın ruhuyla ahenk içinde bütünlük sağlayıp romanı zenginleştirmiş. Salih’in hissettiği duygu durumları, içsel boşlukları, özlem gibi duyguları ile Feyruze’nin kendisinden yaşı büyük olan Muhtarla evlendirildiği gece hissettiği duygu, ve esir düştüğü hapishanede yaşadığı, işkence, acı, çaresizlik, kaybolmuşluk korkusu temaları aynı yörüngede ilerliyor.
Coğrafya Kader’dir sözünü Feyruze, Kader ve
İnsanlar beni seviyordu ama anlaşılan ben kimseyi sevme yetisine sahip değildim. ( Daha doğrusu bu dünyada herhangi birinin gerçek anlamda "sevme" yetisine sahip olduğundan şüpheliyim.)
İnsanlar tüm hayatlarını birbirlerini kandırıp yalanlar söyleyerek geçiriyor ama daha da garibi, kimse buna özellikle içerlemiyor gibi görünüyor. İnsan hayatı öylesine halis, canlı ve şen şekilde ikiyüzlülükle dolu ki artık birbirlerini kandırdıklarının farkına bile varmadıklarını düşünmeye başladım.