·160 syf.····Okunma: 14 Ağustos 2023 14:37 Tanrılarca, sonsuz bir döngü içerisinde bir kayayı tepeye çıkarma, aşağı salındırma ve tekrar çıkarmaya dayalı bir cezaya mahkum Sisifos’un hikayesinin, anlam arayışı içindeki insanın tekrarlayan döngüler içindeki tabiatına göz kırptığını anlıyoruz.
İz sürüş tekniğini çapraşık bulduğum bir anlatım olmakla absürdün yerine koyduğu “ uyumsuz” ifadesini de sık sık tekrarlayışı mantıklı mantıksızlığa ısındırıyor sizi.
Sisife’nin çekmeye gönüllü olduğu kayayı her itişinde kendi absürditemizin kırbacı da sırtımızda şaklıyor.
Süreç içerisinde aynı döngüye hapsolmanın taşlaştırdığı bireyler ve bizatihi toplumlar bir film şeridi gibi kayayla aşağı yuvarlanıyor, görüyorsunuz…Tekrarlara karşı insan doğasının nasırlaşmasıyla anlamsız anlam yığınları oluşturuyoruz.
Anlam içkin midir dışkın mı diye ben size sorsam?
İçeriden mi tekmelenir, dışarıdan mı neşterlenir?
Bitimsiz tekrarların içinden kaç birim anlam çıkarılır?
Sisifos’un edimindeki süreğenlik hâlâ anlam arayışı içinde olduğunu göstermez mi mesela?
Yılgınlıktan da beslenebilirlik düşüncesi beni hayli düşündürdü mesela.Acıdan erdem imbikleyen mistikleri düşündüm sonra…
Yazar; kayayı tekrar aşağı bıraktığında, aşağı düşerken yukarıda kayaya bakarak geçen o kısa evrede; “Sisifos ne düşündü”diye merak eder! Anlamımızı kendimizin var etmesi gerektiği düşüncesinin belirdiği o bir nefeslik anları fark ediyor muyuz?
Bir başka konu;
Yaşamın, yaşanmaya değip değmeyeceği yargısına varmak felsefenin temel arayışı ve bu yargıyı a priori olarak bizzat nesnel kıyaslamalar ve özellikle “ intihar” ekseninde inceliyor Camus.Hayatın anlamsızlığı ve varoluşun saçmalığı yargılarının kesişim kümesi intihar!
Akıl dışılık yakıştırmasından nesnel ve tinsel ögeler de eşit miktarda payını alırken insanın bitimsiz özlemleri ile süreğen hale gelen hayat uyumsuzu var ediyor diyor.
Akıl dışılık + Özlem = Uyumsuz
“ Düşünceyi oluşturan şey son sınırına ulaşmış olma bilinçliliğidir” ifadesi ise haddine varmamış her irrasyonel savın çıkış noktasının bir düşünce olmadığı sonucuna bizi götürüyor.Nietzsche’nin şahsında, Tanrı sataşmaları ve bu sataşımdaki dilemma kafa karıştırıcı. Bir mikser içinde sema ettirir cinsten Bu karışımdan da uyumsuz kafalara layık
muazzam bir düşünce yemeği çıkıyor.
Düşünmek dikkatli olmayı yeniden öğrenmektir.
Dikkat, majör uyaran olmakla beraber dikkati absorbe eden uyarıcıların ussal nitelik kazanmayacağına vurguların sık yapılması,
özgürlük, ( bana göre özgünlük) yalnızlık, ölümün gerçekliği ve yaratım elbiselerini uyumsuz insan modeli üzerinde görmek isteyen Camus, kaotik doğamızın çelişkilerini saptayıp bunlarla nasıl yüzleşeceğimiz noktasında da anti-tezini satırlardan retinamıza bırakıyor!