Tanrılarca, sonsuz bir döngü içerisinde bir kayayı tepeye çıkarma, aşağı salındırma ve tekrar çıkarmaya dayalı bir cezaya mahkum Sisifos’un hikayesinin, anlam arayışı içindeki insanın tekrarlayan döngüler içindeki tabiatına göz kırptığını anlıyoruz.
İz sürüş tekniğini çapraşık bulduğum bir anlatım olmakla absürdün yerine koyduğu “ uyumsuz” ifadesini de sık sık tekrarlayışı mantıklı mantıksızlığa ısındırıyor sizi.
Sisife’nin çekmeye gönüllü olduğu kayayı her itişinde kendi absürditemizin kırbacı da sırtımızda şaklıyor.
Süreç içerisinde aynı döngüye hapsolmanın taşlaştırdığı bireyler ve bizatihi toplumlar bir film şeridi gibi kayayla aşağı yuvarlanıyor, görüyorsunuz…Tekrarlara karşı insan doğasının nasırlaşmasıyla anlamsız anlam yığınları oluşturuyoruz.
Anlam içkin midir dışkın mı diye ben size sorsam?
İçeriden mi tekmelenir, dışarıdan mı neşterlenir?
Bitimsiz tekrarların içinden kaç birim anlam çıkarılır?
Sisifos’un edimindeki süreğenlik hâlâ anlam arayışı içinde olduğunu göstermez mi mesela?
Yılgınlıktan da beslenebilirlik düşüncesi beni hayli düşündürdü mesela.Acıdan erdem imbikleyen mistikleri düşündüm sonra…
Yazar; kayayı tekrar aşağı bıraktığında, aşağı düşerken yukarıda kayaya bakarak geçen o kısa evrede; “Sisifos ne düşündü”diye merak eder! Anlamımızı kendimizin var etmesi gerektiği düşüncesinin belirdiği o bir nefeslik anları fark ediyor muyuz?
Bir başka konu;
Yaşamın, yaşanmaya değip değmeyeceği yargısına varmak felsefenin temel arayışı ve bu yargıyı a priori olarak bizzat nesnel kıyaslamalar ve özellikle “ intihar” ekseninde inceliyor Camus.Hayatın anlamsızlığı ve varoluşun saçmalığı yargılarının kesişim kümesi intihar!
Akıl dışılık yakıştırmasından nesnel ve tinsel ögeler de eşit miktarda payını alırken insanın bitimsiz özlemleri ile süreğen hale
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
İnsan yüreğinin yalnızca kendini ezeni yazgı diye adlandırmak gibi kötü bir eğilimi vardır. Ama mutluluk da kaçınılmaz olduğuna göre, ussal dayanaktan yoksundur. Gene de tanımazlıktan gelmediği zaman, çağdaş insan onu kendi yapıtı gibi görür.