Bu kitaba başladığımda dedim ki, bu kitap hemen öyle okunup bitirilecek bir kitap değil. Uzun bir zamana yaydım. Ne zamanki algılarım çok yüksek , o zaman okudum. Çünkü en iyi verimi almaktı amacım. Genellikle sabahın erken saatlerini seçtim. Herbir cümleyi sindirmek istedim. Daha önce yazarın “ Dil Risalesi’ni “ okumuştum. Çok sevmiştim. Akıcı üslubuna aşinaydım. Bu kitabında isminden anlaşılacağı üzere ‘Edep’ konusunu etraflıca ele almış yazar. Sayesinde konuya çok farklı açılardan bakabilme olanağı yaşadım. Ayetler ve hadislerle birlikte anlattığı kısımlar dikkatimi celbetti. Belli bir konunun etraflıca anlatılması , daha bilgilendirici bir nitelik olarak karşımıza çıkıyor kitapta. Sadece ayet , hadis yok ; bazı yazıları deneme niteliğinde… Felsefeyle bile ilişkilendirmiş konuyu. Bazen Sokrat’ı anlatıyor , bazen günümüz dünyasını, ve hatta siyasi ilişkileri. Tüm bu konuların edep dairesi altında anlatılması kitabı farklı kılan en önemli özellik. Bu tarz kitapları okumayı sevmeyene bile sevdirir. Ayrıca şöyle bir silkinmeme sebep oluyor her okuduğumda… En çok da bunu seviyorum. Gaflet uykusundan uyanmama vesile olan kitapların değeri bende apayrı. Dolayısıyla , kütüphanemdeki demirbaşlardan biri olarak yerini aldı. Bittiğine üzüldüğüm bir kitap oldu, aylardır benimleydi… Bir arkadaşa veda eder gibi kapattım son sayfasını ve farkındalık yarattığı için bende yazarına , kitapta emeği geçen herkese Allah razı olsun , dedim. Kesinlikle tavsiyemdir.