Öncelikle macbeth bir portre. Geçmişin, bugünün ve geleceğin portresi. Var olan resme sığmak istemeyen bir insanın portresi. Hayatın onu resmettiği tuvale girmek istemeyen hep en iyi gözükmek için bütün renklere talip daha doğrusu bütün renkleri gasp etmek isteyen bir portre. Bütün renkleri kendi dış portresini yaratmak için kullanan macbeth, içini siyah renge (vicdan azabı) bürümek isteyen bir portre.
Macbeth'i geçmişteki portrelerden ayıran en önemli husus vicdanına yenik düşmesi olmuştur. Daha olayın en başında onu rahatsız etmeye başlamıştır bile. Ama eşinin kışkırtması, 3 cadının kehaneti vicdanını çoktan ele geçirmiştir. Sağlam bir irade gösteremeyen macbeth, gücü ele geçirince pişmanlıkla beraber koltuğunu kaybetmek istemeyen ve bunun için elini tekrar kana bulamak isteyen bir adama dönüşür.