·871 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ağustos 2023 17:44 Öncelikle şunu söylemem gerekir ki kitabın ismi nedeniyle bir aşk romanı olduğunu düşünmeyin. Kitabın hikayesi 1628 senesinde geçiyor ve asıl hikayenin etrafında dönemin İtalya'sı ile ilgili konuları da işlediği için bir tarihi roman kategorisinde olduğunu söyleyebilirim.
Yazardan kısaca bahsetmek gerekirse; Alessandro Manzoni 1785 yılında doğmuş olup, 1873 yılında da ölmüştür. Kendisi aynı zamanda Suçlar ve Cezalar Hakkında isimli eserin yazarı olan Cesare Beccaria'nın da torunudur. Manzoni'nin Nişanlılar isimli eseri 1823 yılında tamamlamış olup daha sonra yeniden gözden geçirilerek ilk defa 1825-1827 arasında 3 cilt olarak yayımlanmış.
Kitabın yazılış hikayesi ise şu şekilde; Manzoni o dönem Milano dukalığında bulunan Brusuglio'da eski zamanlara ait vesikaları karıştırırken 1600 senelerinde bir papazı nikâh kıymaktan meneden zorba bir sinyora verilen cezaya ait vesikalara rastlamış ve burada geçen olayı romanlaştırarak yazmaya karar vermiş. Yazarın eserini mümkün olduğunca en gerçekçi şekilde yazabilmek için arşivlerde epeyce bir araştırma yaptığını ve emek sarfettiğini de belirtmeliyim.
Kitap, ipek işçiliği yapan Renzo ile nişanlısı Lucia'nın hikayesi ile başlıyor
Kitabın hem kısmen konu benzerliği hem de kalitesiyle Victor Hugo'nun Sefiller'i ile yarışabileceğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Bazı yerler de Sefiller'i hatırlayacaksınız. Mesela Jean Valjean'ın manastıra sığınması gibi. Hatta Sefiller'de ki örnek din adamı Bienvenü'nün bir benzeri olarak bu kitapta gerçekten yaşamış biri olan kardinal Federico Borremeo karakterini görüyoruz. Yazar, Borremeo ve yaptıkları ile ilgili bilgiler de veriyor. Borremeo'nun din, ahlâk, edebiyat, tarih ve güzel sanatlara dair yaklaşık yüz adet eser yazdığını da belirtiyor. Bu eserlerden henüz bizde bir basımı yapılmamış Tabi şunu da belirtmeliyim ki bu kitap Sefiller'den önce yazılmış.
Kitabın içerisinde 17. Yüzyılda Milano'da yaşanan veba salgınına ait bilgiler de veriliyor. Anlatılanlara bakınca covid nedeniyle yaşadığımız pandemiden bir çok benzerlik görüyoruz. Önce hastalığa önem verilmemesi, uyaran doktorlar ile alay edilmesi, halkın mesafe kurallarına uymaması ve temas kurmaya devam etmesi vs.
Okuduğum baskı 1945 yılı Milli Eğitim Yayınlarına ait olup, çevirisini gerçekten çok beğendim. O dönemin güzel Türkçesi ile okumak çok iyi bir deneyim oldu.
Kitabı mutlaka tavsiye ediyorum.
Herkese faydalı okumalar dilerim