Stewan zveig
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 00:00
GECE yarısı New York'tan kalkıp Buenos Aires'e gidecek olan büyük, buharlı yolcu vapurunda, hareketten önceki son saatin olağan mesguliyeti ve hareketliliği hüküm sürüyordu. Limanda bulunan misafirler, arkadaslarıı yolcu etmek için itisip kakısyor, sapkaları başlarından kaymıș telgrafçı çocuklar, yolcuların bulunduğu salona doğru birtakım adları bağırarak kosuşturuyordu. Valizler ve çiçekler sürükleniyor, orkestra ara vermeden güverte gösterisine devam edip müzik çalarken çocuklar da meraklı bir sekilde merdivenlerden bir asağı bir yukarı kosusturup duruyorlardı. Yan basımızda iki ya da üç kez keskin bir flas patladığı esnada -ki görünüșe göre tam kalkıstan önce bir ünlünün röportajı yapılacak ve fotoğrafarı çekilecekti- ben de bu gürültü patrtının biraz ötesinde üst güvertede bir tanıdıkla sohbet ediyordum. Arkadasım o yöne doğru bakıp gülümsedi. "Gemide ellerine nadir bulunan bir kus, Czentovic düşmüs." Bu açıklama üizerine, hiçbir sey anlamamış bir yüz ifadesi takındığımda arkadasım açıklama yaparak konuyu bağladı. "Mirko Czentovic, dünya satranç $ampiyonu... Bütün Amerika boyunca, doğudan batıya koşuşturarak turnuvalara katıldı ve simdi de zafer elde etmek için Arjantin'e gidiyor.' ○ esnada bu genç dünya sampiyonuyla ve hatta roket gibi yükselen kariyeriyle ilgili bazı ayrıntları hatırlasam da benden daha dikkatli ve ilgili bpir gazete okuyucusu olan arkadasım tüm bu ayrıntıları bir seri hâlindeki anekdotlarla tamamlayabilecek kapasitedeydi. Czentovic, bir yal kadar önce beklenmedik bir çlkışla Aljechin, Capablanca, Tartakower, Lasker, Bogoljubow gibi kendini kanıtlamıs ustaların yanında yer almisti. 1922'de New York'taki satranc turnuvasında ortaya çakan yedi yasındaki mucize çocuk Rzecewski'den bu yana tanınmamıș birinin anlı anl satrang loncasına bu ani giriși, kamuoyunda hiç bu kadar ses getirmemişti. çünkü baslangıçta, Czentovic'in entelektüel vasifları böylesine göz kamaştırıcı bir kariyerin geleceğine işaret etmemişti. çok geçmeden bu satranç sampiyonunun özel yasantısında herhangi bir konusma sirasında bile bir cümleyi dlilbilgisi yanl$ı olmadan kurmaktan aciz olduğu sirri açiğa çıkti ve kızgin meslektaşlarından birinin hiddetli bir alayla söylediğine göre, o her. alanda evrensel bir kültür yoksunluğu içindeydi. Yani tam bir Oldukça yelkenlisini fakir bir bir giney gece Slav'1 bir olan hububat Tuna gemicisi vapuru ortadan babasının kültürsüzdü. ufak ikiye tefek biçtiğinde babas ölen ve o zamanlar henüz on iki yasında olan Mirko'yu, O sapa bölgenin köy papazı himaye etmişti. Merhametli papaz, bu ketum, donuk ve geniş almhı çocuğun köy okulunda öğrenmeyi bașaramadığı șeyleri, evde ona yardım ederek telafi etmesi için çaba sarf etti. Fakat tüm bu çabalar bosunaydı Mirko, kendisine yüz kez anlatılan harflere her seferinde bos bos bakıyordu. Hantal çalısan beyni, ayn zamanda en basit ders konularını bile anlayacak güigte değildi. On dört yasındayken bile, hesap islemleri yapması gerektiğinde her seferinde parmaklarından yardım alıyor ve bir kitap ya da gazete okumak, ergen yastaki bu çocuk için daha da çok çaba gerektiriyordu. Bununla birlikte Mirko, isteksiz ya da söz dinlemez olarak nitelendirilemezdi, Kendisinden talep edilenleri itaatkâr bir sekilde yerine getiriyor, su tasıyor, odun kıryor, tarlada çalışıyor, mutfağı toparlıyor ve sinir bozucu bir yavaslıkla olsa da işleri güvenilir bir şekilde tamamlıyordu. Buna rağmen bu tuhaf çocukta iyi kalpli papazın canını en çok sıkan sey, onun işlere karsı tamamen ilgisiz olusuydu. Özel bir talep gelmezse hiçbir sey yapmaz, higbir zaman soru sormaz, baska oğlanlarla oynamaz ve bir sey ona açık bir dille söylenmediği müddetçe de kendiliğinden bir isle uğrasmazdı Mirko ev islerini bitirir bitirmez çayrlardaki koyunlar gibi etrafa bön bön bakarak odada kıpırdamadan oturur, etrafinda olanlara en küçük bir ilgi bile göstermezdi Papaz, aksam vakitlerinde uazun çiftçi piposunu tüttürerek jandarma çavuşuyla her zaman olduğu gibi üiç el satranç oynarken dağınık sarı saçl donuk oğlan, sessizce yanlarına büzülerek çömelir ve ağırlașmıs göz kapaklarının altından uykulu ve kayntsız gözlerle kareli oyun tahtasına bakardı.
1000k
SatrançStefan Zweig · Koral Yayınları · 2016279,4bin okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.