Gerilim, korku deyince hiç düşünmeksizin tabanları yağlayan bendeniz, yürek yemiş olsa gereğim ki Cehennem Evi gibi “ikonik” “lanetli bir evi” pür cesaret okudum.
Dante’nin Cehennem ‘ine selam vermesem olmaz.
“Lasciate ogni speranza voi ch'entrate"
“Ey buradan içeri girenler, her türlü ümidi geride bırakın!”
İşte tam da böyle bir hikayenin içine düştüm. Ama ne düşmek?
“O” kitabıyla jübilemi yaptığım #stephenking kitap hakkında, bakın ne demiş?
“Cehennem Evi, yazılmış en korkunç lanetli ev romanı.”
Lanetli evlerin Everest’i olarak bilinen Belasco Evi -namıdiğer Cehennem Evi- yıllar içinde iki kez ziyaret edilir ve her iki seferde de ziyaret edenlerin sonu ölüm, intihar ya da delilik olur.
Şaşırdık mı, bittabi ki hayır!
Yoksa adı neden Cehennem Evi olsun, öyle değil mi?
Peki, şimdi bu tekinsiz yere üçüncü bir ziyaret neden yapılsındı?
Maksat, deliliğin, sapkınlığın ve kan arzusunun hüküm sürdüğü bu
dehşet-ül vahşet mekanda paranormal olayları spiritüel ve bilimsel olarak çözümleyip sağ çıkabilme challenge…
Türün daimi okuyucularına şapka çıkarıyor, düğmemi ilikliyorum. İmzamı atarım ki bu roman çoğu kişiyi irkiltmeyecektir bile.
Ama #korkuedebiyatı ‘nın king’i King bile “en korkunç lanetli ev romanı” demişken terazimin bu sıkleti çekememesi normaldir dostlar. Cehennem Evi