Sağ dizini kırmış, elleri belinde, başı öne eğik, o ilahi at kuyruğu artık o kadar havalı değil gibi, düşünceli bir ifade var yüzünde. Kaybedilen şampiyonluktan çok bundan sonra nasıl bir hayatın onu beklediğini düşünüyor gibi sanki. Arkasına dönse takım arkadaşlarının hayal kırıklığı da onun omuzlarına yüklenecek sanki. Zaten yükü ağır belli, omuzları çökmüş.
1993 yılında yılın futbolcusu seçilen ama 1994 yılında Dünya Kupası finalinde Brezilya karşısında penaltı kaçıran ve kupayı Brezilya'nın eline bırakan Roberto Baggio'dan bahsediyorum.
Bir penaltı atışından sonra insanın hayatı ne kadar alt üst olabilir?
Tıpkı yukarıda anlattığım gibi Joseph, namı diğer Panenka, da bir penaltı kaçırır. Takımı 2-0 geridedir aslında ama takım küme düşer, en büyük rakipleri şampiyon olur ve bu andan sonra Joseph artık Panenka'dır ve öyle anılarak hayatının tepetaklak oluşunu izler 25 yıl boyunca.
Belki o maçta Panenka penaltısı denemese hayatı düzenli olur, eşi ile ayrılmaz, kızı ile arasına dağlar girmezdi.