Düşünün ki kırmızı rengi bile konuşuyor...
8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 109. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2023 21:38
Orhan Pamuk 'un ödüllü kitabı olan Benim Adım Kırmızı gerek edebi diliyle olsun gerek içersindeki konularda çeşitliliğiyle olsun dolu dolu bir kitaptı açıkçası güzel bir macera. Böyle bir kitabın Türk Edebiyatında olması oldukça gurur verici. Kitap 16. Yüzyıl döneminde geçiyor. Dönemin padişahı Enişte denilen nakkaş ustasından bir kitap hazırlamasını istiyor ancak bu kitap toplumun sanat görüşlerine ters bir kitap çünkü içerisinde çizilecek resimlerin arasında padişahın portresi de var. O zamanlar da İslam dünyasında portre çiziminin çok günah olması hakim bu yüzden bu kitabın hazırlanması nakkaşlar için tamamiyle bir tehtid oluşturuyor. Bir nakkaş ustasının ölümü üzerine başlayan olay bu cinayetin çözülme süreci ile devam ediyor. Katilin kim olduğunu kitapta göremiyoruz açıkçası ama buna rağmen katil kitapta" bana katil diyecekler" başlığı altında okurla konuşuyor bu da okura bir ipucu sunuyor tabi ki. Enişte efendi hazırlanacak kitapta çizilen resimler için hikaye yazması üzerine yeğeni Kara' yı çağırır Kara ise eniştenin kızı Şeküre'ye yıllardır aşıktır. O sıra 2 çocuğuyla askere gidip dönmeyen kocasını bekleyen Şeküre baba evindedir ancak bu kızı isteyen sadece Kara değildir. Bu şahit olacağımız Şeküre' nin aşk hayatı çetrefilli açıkçası ama kitaba ayrı bir hava verdiğini düşünüyorum. Enişte efendi ve beraberinde 4 nakkaş ile birlikte kitap hazirlanmaya çalışılır işin korkunç tarafi ise katilin nakkaşlar arasından birinin olması... Kitap Osmanlı dönemi minyatürcülüğü , nakkaşlık, tezhip sanatı üzerine bol bol bilgi içeriyor.İslam sanatı hakkında da bir bakış açınız oluşuyor aslında. Benim ilgimi çekenlerden biri nakkaşların yeteneklerini kör olmalarına bağlamaları hatta başnakkaşın gözünü iğneyle kör etmesi beni çok etkiledi nakkaşların kör olduğunda aklında kalanı kağıda geçirmesi veya görmeden bir resmi yorumlaması onlar için kutsal bir durum gibi bir şeydi. Kitapta geçen minyatür alıntıları çok var Hüsrev ile Şirin'in resimleri sık sık tasvir ediliyordu sehname de öyle bu da gayet sanatsal bir içerik katmıştı kitaba. Dönemin doğu ve batı sanatı çatışması oldukça hissediliyor. Enişte' nin İtalya'ya gitmesi ordaki portre çizimlerinden etkilenmesi ile bunu nakkaşlık sanatında da yapmaya çalışması ile başına gelen olaylar da bu çatışmanın en büyük göstergesi. Hatta kahvehanede gösteri yapan meddahın o dönem çıkmış vaizci bir hocayı ciddi eleştirmesi toplumdaki çatışmayı gösteriyor. 1591 yılı İstanbul'u kitapta çok güzel bir şekilde anlatılıyor yazar sonsözünde de bunu yapabilmesi için ne kadar çaba gösterdiğini açıklamış bize. Her karakterin kendi başlığı altında birinci tekil şahıs ağzıyla okurla konuşması benim çok hoşuma gitti çünkü bu tarzla yazılmış okuduğum ilk kitaptı öyle bir oluyordu ki bazen bir köpek bazen bir şeytan konuşabiliyordu. Orhan Pamuk 'un kendi aile yapısını kitapta yazması da güzel bi ayrıntıydı Şeküre, oğlu Orhan ve Şevket'in babasız geçen dönemleri yazarın kendi hayatından alıntısıydı bir nevi. Kitabın sonunda yazılanların Orhan tarafından yazıldığı söyleniyor okura ve çok da realist bir şekilde anlatılmadığı belirtilmiş kitapta, buradan aslında bazı karakterlerin daha kötü bazisinin daha iyi anlatıldığı çıkarımıni yapabiliriz. Aşk, tarih,sanat, cinayet konularını içeren bu dolu dolu kitap biraz fazla tarihsel olduğu için yer yer sıkılmış olsam da sevdiğim bir kitap oldu. Kitapla kalın:)
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma
·
323 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.