Şarlatan yazarla tanışma kitabım olduğu için gerçekten çok mutluyum. Okurken sık sık film izliyormuş izlenimine kapıldım. Hatta o kadar iyiydi ki çabucak bitmesi beni fazlasıyla üzdü. Şarlatan son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan birisiydi diyebilirim konusu olsun karakterleri olsun her ayrıntısı ince ince işlenmiş okurken elinizden bırakamayacağınız nefis bir kurgu en önemlisi de kitabımız 3. Uluslararası Altın Medya Ödülü'nü almış daha ne olsun. Kendimi tutmasam kitabı övmekten konuya geçemeyeceğim ama orada da anlatmak istediğim çok şey var. Kitabımız nükleer bir felaket sonucunda mutasyona uğramış insanlardan (bogartlardan) geriye kalan (mutasyondan daha az etkilenmiş) gençleri 18 yaşına geldiklerinde evlerinden alıp "Kusursuzluk" aramak şartıyla gidildiğinde ne olacağı bilinmeyen gidenlerin geri dönemediği bir saraya götürürler. Düzene karşı çıkamayan aileler bu düzene sahip çıkıp sadece şatoya göndermek için çocuklar doğurup büyütmeye başlar 18 yaşlarına geldiklerinde ise gülerek uğurlarlar onları kaderlerine kimisi daha en başında yarı yolda kalır kimisi geri dönmek için savaşır. Bu düzenin en başında olan ve onları adeta "Damızlık" olmaları için seçen acımasız Kraliçe Marcilus bu yıl diğer yıllara nazaran değişen düzenle güçsüzleşmeye başlar. Birinci olarak seçtiği Victor Kraliçe'nin herkesten sakladığı sırlarını deşmeye başlar fakat henüz bilmediği bir şey vardır o da Kraliçenin ona ensesindeki nefes kadar yakın olduğudur.
Evet evet evet arkadaşlar konu harika değil mi ? Sonrasında olanlar o güç o sırlar ve sonuçları öyle güzeldi ki dediğim gibi adeta film tadında bir kitaptı bu yüzden çabuk bitmesi beni çok üzdü keşke uzun bir seri olsaydı dedim kendi kendime