Gönderi

Puan vermedi·136 syf.··
2023 26. kitabı
Ilk başta bu incelemeyi yazmaya başladığımda bir takım eleştirilerle başlamıştım. Ancak bu eleştirilere başlamadan önce yazarın eleştirdiği insanların fikirlerinden ve yazarın fikirlerinden bahsedeceğim. İlk olarak Hobbs. İnsanların devletleşme sürecini Hobbs, daha önceki yaşamımızda insanların saçma sapan bir şekilde kolaylıkla ölmesi, hayatta kalmanın zor olduğundan dolayı insanın özgürlüğünden vazgeçerek toplumlaşma, ve bu toplumunda daha çok çıkarımıza olduğunu söyleyerek açıklar. Hobbs'dan bahsetme gereksinimi duymamın ana sebebi; Rousseau 'nun Hobbs kadar realist olmamasıdır. Bana göre tamamen ütopya fikirleridir. Kendi fikirlerimden Daha sonra da bahsedeceğim. Hobbs a göre az önce de üzerinde durduğum üzere insanlar Savaş yüzünden devletleşmişlerdir. Kendi isteği üzerine bir otoriteye kendi özgürlüklerini vermişlerdir. Eğer bu fikirler size yatkın Gelmediyse o zaman bir de Rousseau' nun fikirlerine göz gezdirelim. Bu sefer de yazarımız diyor ki az önceki duyduklarınızın aksine tam da devletleşme yüzünden gerçeğe (devlet kavramını yazar biraz farklı kullanıyor Çünkü Neticede Bu kitap çok eskiden yazıldı Her neyse, Ben bu şekilde açıklayacağım) modern dediğimiz dünyada daha vahşileştiğimizi söyler. Dostayeveski'nin Yeraltından Notlar kitabında da buna rastlamıştım. Hobbs, insanın insandan korktuğundan dolayı modern Devleti kurduğunu söylemiştim. Rousseau da diyor ki; Hobbs insanın içindeki Merhameti gözardı ediyor. Evet bu biraz romantik bir yaklaşım. Yazar diyor ki kendimizi koruma Kaygımız kendimizi sevmemiz yüzünden. Ve kendi kendimizi koruma halimiz toplumun daha da çok yararınadır ve daha az zarar halindeyizdir. Yani bu demek oluyor ki empati olarak da adlandırabileceğimiz gibi bir başkası için kendi üzerimizden kaygılanmak veyahut bir başkasının çıkarını düşünebilmek bizim sosyal empati yapabilen canlılar olduğumuzu kanıtlar. Ve Peki yazar Eğer Savaş yüzünden birbirimize zarar verdiğimiz yüzünden devlet desteği aldığımızı düşünmüyorsa ne düşünüyor? Ona göre değişen tabiat şartları insanları birbirlerine daha da çok yaklaştırdı Yani ona göre toplumlaşma seviye seviye oldu �nsan seviyesini geliştirdikçe sanayileşti insanlar bu yetkinleşme ile beraber mağaralarından çıkarak toprağı kazdılar Maden buldular. Ağaç dallarından Ev yapmaya başladılar ve bu da mülkiyet kavramını doğurdu ve bu mülkiyet kavramı da çatışmalar doğurdu. Sana ait değil diyor yazar Eğer bu mülkiyeti sahiplenirsem Canın yanacak diyor. Rousseau önceden daha özgür olduğumuzu ve o şekilde daha iyi olduğunu söyler. Yani rousseau önerdiği toplum sözleşmesi Monarc ve Hobbs gibilerden farklıdır. Kitap da üzerinde durulan kavram Egemenlik kavramıdır. Bu kitabın yazıldığı dönemler egemenlik ayrı bir kavram olarak ele alınıyordu. Egemenlik , kendisiyle bağdaşan kavramlarla ayrılıyordu. " bütün insanlar özgür doğar, Ama her yerde Zincire vurulmuşlardır. " Bu sözden de anlayacağımız üzere insanı direkt özgürlük olarak ele alıyor. Burada da spinoza'dan ayrılıyor. Çünkü , Spinoza'ya göre insanlar hiçbir şekilde özgür doğmaz, Hatta hiçbir şekilde doğmazlar. Rousseau için bu böyle değildir. İnsanlar her yerde Zincire vurulmuşlardır. Çünkü, kendi iradelerini kullanabileceği her alan kısıtlıdır; her yerde karşısına bir engel çıkabilir. Yani bu özgürce irade kavramının Onun için çok önemli olduğunu anlıyoruz. (volonté) Az önce hobss tan bahsetme sebebim, rousseau'nun temel eleştirisinin, Hobbs, Aristoteles , ve Hugo'ya yönelik olmasıdır. Bu 3 yazar mesela hobbs yapıtlarında aristotelesi eleştirmiştir hugo'da hobbsu eleştirmiştir. Bu üçünün aynı yazar tarafından yan yana getirilip eleştirilmesi ilginçtir. Aristoteles'e karşı yaptığı eleştiri : "Etki ve nedeni karıştırmıştır. Her insanın Ayno güçte olmayacağı ,Bu yüzden de aynı özgürlük koşullarına ait olamaz. " doğal birliğin inşa edilmesi gereken bir birlik olduğunu söyler. Hem herkes kendi alanında Özgür kalacak hem de herkes siyasi birliğin üyesi olacak. (Liberte) bunun ancak aklın bir ürünü olan Kolektif çerçeve çizildiği zaman olabileceğini söylüyor. Az önce Ütopya eleştirisini yapma sebebim de budur Eski zamanlarda politika ve dinin ayrıldığını savunur . Hristiyanlığın kurumsallaşması ile beraber, çift başlı kartal terimini kullanır. (çift başlı kartal papa ve Kral anlamına gelir) bu çift başlığın savaşa sebebiyet verebilecek olduğundan dolayı tek başlı olması gerektiğini kilisenin yönetilmesi gerektiğini söyler. Bu kendisi için çok önemlidir Çünkü egemenlik tek olmalıdır egemenlik Ancak böyle tasvir edilebilir. Yazara göre yasalarla yönetilen Her devlet cumhuriyetçidir monarşi de cumhuriyetçi olabilir.
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.