Ümidi; işkenceyi uzatan ve kötülüklerin anası olarak gören bir filozof. Hayatı boyunca yaşadığı sağlık problemlerinin yanında, ruhunu da zamanla hastalıklara boğan bir kadın karakterin etkisiyle dayanılmaz acılarla boğuşuyor. Ve inanılmaz bir kurguyla Nietzsche kendisini Doktor Breuer'in yanında buluveriyor. Doktor dedim değil mi? Okuma zevkinizden çalmak gibi olmasın ancak söylemeden geçemeyeceğim olaylar öyle bir noktaya geliyor ki, doktorumuz bir anda ümitsizliğin pençesine düşmüş bir hastaya dönüşüveriyor. Bilin bakalım ona kim doktorluk ediyor? Cevabı siz okuduktan sonra tartışalım...
Bunları yazarken amacım olay örgüsünü buraya sermek değil. Meraklıları için kitabın arka kapağı bu görevi zaten üstleniyor. Ben kendi okumamın benim üzerimdeki etkisinden bahsetmek istiyorum. Zira son zamanlarda yaptığım okumaların sonu hiç böylesine düşünmeye varmamıştı.
Bu kitap sizin tatmin hissiyatınızın sınırlarını zorluyor. Irvin D. Yalom'un zekası "Bir kitap bunca şeyi aynı anda nasıl sorgulatır?" sorusunun cevabını aratıyor okura. Kitabı çok geç keşfetmiş bir okur olarak benden önce yapılmış yüzlerce inceleme üzerine fazlaca bir şeyler yazmak anlamsız. Söyleyebileceğim tek bir şey varsa şudur ki; bu kitabı okumadıysanız, okuma listenizde bir düzenleme yapıp en başa Nietzsche Ağladığında'yı koymalısınız!