·210 syf.····Okunma: 06 Ağustos 2023 12:07 -spoiler içerir-
Bu kitap beni yaralayan ilk kitap değildi fakat en önemlilerinden olduğu kesin. Bu noktada yazara biraz kızmadım değil. Neden kitabın tamamı bu kadar kötü olaylarla dolu! Başlarına en küçük bir şans tanesi düşse hemen ertesi günlerde kırk tane kötü olay geliyor. Kitabın en başında Fugui'nin tüm parasını kaybetmesine kızmıyorum. Zaten o zaman kaybetmese bile ilerleyen zamanda yaşanan olaylardan ötürü kaybederdi diye düşünüyorum. Fakat yine de bu kadar savurgan ve bilinçsiz olması beni çileden çıkarmıştı.
Jiazhen'den bahsetmek istiyorum. Bence o kesinlikle çok güçlü ve güzel bir kadın. Fugui onu dövdüğünde, onu aldattığında, yoksulluk çekmesine sebep olduğunda bile onu terk etmedi. Açıkçası bu pek mantıklı değil ama ne olursa olsun onun Fugui ve ailesine karşı olan bağlılığı beni etkiledi. Ve benim dünyalar tatlısı, çok da zeki olan Fengxia'ma gelelim. Onu gerçekten küçüklüğünden beri çok severim, kitap boyunca keşke havale geçirmese, duyma ve konuşma yeteneğini kaybetmese diye düşündüm. O çok küçük yaşta bu sorunla tanıştığında bile asla pes etmedi. Fengxia her zaman benim hayat dolu, heyecanlı ve zeki kızım olarak kalacak. Ah bir de Younqing var değil mi, iyi yürekli çocuğum. O zavallı, zayıf haliyle o kadar yolu nasıl da koşardı çıplak ayakla. Younqing'e gelene kadar birbirinden kötü olaylar yaşandığı için artık onun da başına kötü bir vaka geleceğini anlamıştım. İlk koşu yarışına katıldıktan sonra onun için o kadar sevinmiştim ki iyi bir sporcu olacağını umuyordum fakat dediğim gibi kitabın kurgusuna alıştığım üzere başına bir iş geleceğinden emindim. Ve o lanet olası küçük hastane odasına girdiği anda artık dönüşü olmadığını kesinleştirdim kafamda, öyle de oldu. Bir başkasını kurtarmak için ne kadar da heyecanlı ve mutluydu, iyi yürekli Younqing'im benim. O öldüğünde ailenin ne kadar yıkıldığını tahmin bile edemezsiniz. Hele ki Fugui... Kendi elleriyle ve tek başına oğlunu toprağa gömmek... Bu gerçekten de korkunç. Daha da korkunç olan ise Fengxia, Jiazhen, Erxi ve Kugen'i de onun gömmüş olmasıydı. Şimdi Erxi ve Kugen'de kim diyecekniz, Erxi sevgili Fengxia'nın eşi ve Kugen de onların çocuklarıydı. Erxi dünyanın en centilmen, en sevgi dolu insanlarındandır. Hem iyi bir eş hem de mükemmel bir baba. İkisi evlendikten kısa bir süre sonra Fengxia, Kugen'e hamile kaldı. Doğum sırasında kendisi öldü. Erxi oğluyla bir başına kalmıştı, o sahnede yüreğim paramparça oldu. Kugen'i 5 yaşına kadar tek başına büyüttü diyebilirim. Tabii bu arada zaten yatalak ve daima hasta olan Jiazhen'de öldü. Artık sadece Fugui, Erxi ve Kugen vardı. Kugen 5 yaşlarındayken babası Erxi'yi de iş kazasında kaybetti. O gün ölümün ne olduğunu öğrendiği gündü minik Kugen'in. Fugui ona baktı, elinden her iş geliyordu bizim ufaklığın. Fugui ile bir öküz alma hayalleri vardı. Öküz hayali onun en büyük motivesiydi. Bir gün de yine dedesi Fugui ile birlikte pamuk toplarken bitkin düştü, Fugui onu eve götürüp fasulye yemeği yaptı ve tekrar tarlaya döndü. Geldiğinde Kugen nefes almıyordu. Tahmin ettiğiniz üzere fasulye boğazına kaçmış. O sahnede zaten başımdan aşağı kaynar sular indi diyebilirim. Şu an bu satırları yazarken bile kötü hissediyorum. İlerleyen zamanlarda Fugui, Kugen ile kurduğu hayali yaşatmak adına bir öküz alabildi. Öküz, kesilmek üzere olan oldukça yaşlı ve işlevsiz duruyordu, yine de Fugui onu kendine benzettiği için satın aldı ve ismini de Fugui koydu. İkisi de "ölmek bilmeyen ihtiyarlar" olarak tanımlanıyor kitapta. Gerçekten de öyle: Fugui kitap boyunca herkesin kendisinin önce öleceğini düşündü fakat herkesten sonra öldü.
Bu kitaptan en çok ne olursa olsun mücadele etmeyi bırakmamız gerektiği sonucuna vardım. Ölüme, yokluğa, hüzne ve ayrılığa karşı. Daima dik durun ve mücadeleyi bırakmayın.