Öncelikle söylemeliyim ki ilk defa okudum İsmail Güzelsoy Okadar memnun oldum ki kalemiyle tanıştığıma.Bir günde bir solukta okudum Süslü Hatıralar Sahnesi .Öylesine yakın,öylesine hayattan ki, saglam kurgusuyla ilk okuduğum kitap lakin son olmayacak.
Kardeşliktende öte duygular var bu kitapta,biri olmadan diğeri düşünülemeyen 2 bedenin tek ruhta yaşadığı kardeşlik ... Kardeş olmak için kan bağı olması gerekir mi diye düşünüyor ya insan bazen; aradiğimiz en somut cevap belki de Recep ile Erdal'in hikayesinde, kısacası Erre'nin hikayesinde. Erzurumdan Istanbul'a göç eden bir ailenin kayboluş hikayesi aslında bir bakıma benim gözümde.
"Kardeşimi bağrıma bastım ve toprağa gömmek yerine içime çekmek,kendime katmak istedim. (146)
Ve bir gün ölüm çalar kardeşlerin kapısını. Kardeşlerden biri ölmüştü evet ama kardeslik yaşayacaktı. O kadar benden ki bu satirlar kalbim bir kez daha ağladı gözlerimle beraber.
Kalemine sağlık İsmail Güzelsoy Her bir satırını sanki bir koltukta izlermişcesine aktı gitti gözlerimin önünden.
En yakın zamanda yeni hikayelere tanık olmak dileğiyle...Sizlere de şiddetle tavsiye, okuyun ve okutturun