·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Eylül 2023 00:17 Yazarın da sık sık ifade ettiği üzere: toplumda kabul görülme çabası ile içindeki benliğini sürekli baskılayan ve dışarıya yansıttığı sahte kişiliğine, yani yazarın ifadesiyle içindeki soytarının ve gerçek benliğinin savaşını anlatan bu kısa roman. Aslında yazarın hayatıyla ilgili çok gerçek barındırdığı için yazarın intihar mektubu olarak görülür. Muhtemelen kitabın bu kadar bilindik ve okunur olmasının temel nedeni bu gerçekliğe dayanıyor. Toplum gerçeğini deşip önümüze koymaya çalışan yazara hak veriyorum.
"Toplum dediğin tam olarak neydi?
Toplum dediğin şey sen değil miydin?"
Toplum dedikeri bireyden ibaret değil miydi? Diye sorar ve söyler yazar.
Toplum benim, sensin, odur, onlardır... Toplum bireylerden oluşur. Bir bir birilerinden... Peki yaşamımızı çoğu zaman hatta neredeyse her zaman topluma uydurma çabamıza ne demeli? Yaşam mı? Gerçek benliğimizin yaşamını yaşıyor muyuz? Yoksa toplumun istediği kişiyi "içimizdeki soytarıyı" mı oynuyoruz. Evet, kitap bana bu soruları sordurdu.
Yazarın gerçekte kitapta yazdığı gibi intihar etmiş olması ve kitaptaki hisleri ve düşüncelerini göz önünde bulundurduğumda: yazarın yaşamı boyunca kendi varoluşunu deştiğini ve bunu dışa vurunca kabul görülmeme korkusuyla "içindeki soytarıyı" oynadığını gördüm.
Bence, Hayatı boyunca kendisiyle çatışan, varoluş sancısını dindiremeyen insan önce delirir(toplumun tabiriyle) sonra intihar eder.
Bu kitap, Yazarın başka eserlerine de yansıttığı hayatının edebi intihar mektubunun son bölümüdür.