Puan vermedi·144 syf.··Beğendi
· Hayat amacını sorgulamış ve bu noktada kendince bir fikir sahibi olmuş veya olmamış çok kişi vardır. Bu sorgulamaların neticesinde alınamayan cevaplar da vardır. Şöyle ki hayat amacını bulmuş insan bunu yerine getirdiği takdirde yaşamanın bir anlamı da kalmamış demektir. O yüzden belki de hiç yerine getirelemeyecek planlar yapılır, sözler verilir , bir şeylere başlanır ve yarım kalır. Ama hep yenileri eklenir. Ama ya hayatın amacını biliyor ve o sonucu görmek için mücadele veren bir insan bunu gerçekleştirdiği takdirde sonrasında ne olurdu?
Yaşamın umutsuzluğuna dayanamayan insanların son anları için alışveriş yaptıkları bir yer burası "İntihar dükkanı ".
" Hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız."
Bir ailenin işlettiği bu intihar dükkanı , müşterilerinin son arzularını yerine getirmek ve son yolculuklarına uğurlamak için; zehirler, ipler, jiletler ve daha nice ilginç ölüm yolları sunan bir yer.
Aklıma ilk şu soru geliyor ? Böyle umutsuz ve intihar etmenin meşru olduğu bir çağda yaşarken bu aile neden yaşamlarını devam ettiriyor ? Cevabı da kitapta yer alıyor; nesilden nesle geçen bir aile şirketi olması.
Aile üyelerinden biri olan Alan; hayata iyimser bakan evin en küçük çocuğu.
Bu yüzden aileye büyük zorluklar yaşatıyor: Şarkılar söylüyor, şakalar yapıyor, müşterileri güldürüyor, onları intihardan vazgeçiriyor, insanlara umut veriyor. "Onunla olmak bir kemanın ezgisinde yaşamak gibi hissettiriyor ."
Sonra her şey değişiyor.
-SPOILER-
Aile üyeleri ve dükkanın işleyişi tam tersine dönüyor ve hayata Alan gibi iyimser ve umutla bakabiliyorlar.
Alan ölümle burun buruna gelmişken aile üyeleri tarafından kurtarılmaya çalışılıyor ama sonra "Elini bırakıyor birden!" Kitabın son cümlesi ve sorgulamaların başlangıcı.
İntihar dükkanında satışı olmayan bir intihar şekliydi.
Ve kimsenin beklemediği biriydi..