·260 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Eylül 2023 21:18 Etraf zifiri karanlık, duvarlar üstüme üstüme geliyor. Cam kırıkları kesiyor derimi, kırmızıya dönüyor tüm bu karanlık, siyahtan daha koyu bir kırmızı. Kaçmak istiyorum, kaçmak... Tüm bu seslerden, sessiz çığlıklardan. Etrafımdaki bu yabancı yüzlerden, yalancı kahkahalardan, maskeli pisliklerden... Kaçmak istiyorum beceremiyorum. Kendime takılıyorum, düşüyorum... Çatlamış aynadan birisi bana bakıyor. Gülümsüyor sanıyorum, yanılıyorum. Bana benzeyen bir yabancı, geçmişim mi bu? Geleceğim mi? Bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum... Nalet olsun.. Sokağa çıkabilsem bitecek mi bu karanlık? Rengarenk ağaçların gölgelerinde kaybolmak çok daha mı iyi? Mavi gökyüzünün altında karanlık bir buluta dönüşsem daha mı mutlu olacağım? Tüm bunlar mezarlıklarda ki çiçekler kadar anlamsız. Ne bu duvarlar ne sokaklar ne de mavi bir gökyüzü değil benim istediğim... Beni benden... Beni... Beni varlığımdan kurtarın...
Tüm bu yazdıklarımı okurken sıkıldınız mı? Sıkıldıysanız hiç bu kitaba başlamayın. Sizler de büyük ihtimalle yarım bırakanlardan olacaksınızdır. Çünkü Sartre benim bu yazdıklarımı çok daha edebi ama çok daha uzun bir şekilde işlemiş. Günlük şeklinde yazıldığı için süreklilik diye bir kavram yok. Sürekli olan sadece Sartre'nin sürekli sorgulama içirisinde oluşu. Sokakları, doğayı, eşyaları, insanları ama en çok da kendisini. Tüm bedeninden tutun, duygularını, düşüncelerini, yaptıklarını, yapmak istediklerini yani her şeyini sorguluyor... Sürekli beyninde bir "Neden?" sorusu ile yaşıyor.
Kitaba başlamadan önce "eğer bunalımdaysanız bu kitaptan uzak durun" şeklinde bir yorum okumuştum. "Değilim" deyip okumaya başladım. Daha başından bana incelemenin başlangıcındakileri yazdırdı. Sanırım çok da iyi değilmişim.
Kitap bittiğinde sizin de aklınızda kocaman soru işretleri oluşacak. Varoluşunuzu sorgulayacaksınız. Sartre gibi bir adamın kendisini fazlalıkmış gibi aktarması okuyucusunun da kendisini sorgulamasına yardımcı oluyor. Sahiden de peki ya siz? Siz olmasaydınız da olur muydu? Şimdi ölseniz mesela, kaç kişinin hayatında derin boşluklar oluşturursunuz?
Hayatına dokunduğunuz çok kişinin olmasını, varoluşunuzun sadece kendiniz için değil de daha çok kişi için anlam taşıdığını umut ederek bitiriyorum incelememi.
herkese keyifli okumalar.