·68 syf.····Okunma: 14 Nisan 2023 19:56 Zweig'ın yere göğe sığdırılamayan o "müthiş aşk hikayesi"ni nihayet ben de okudum. Fakat şunu söyleyebilirim ki bu kitap bir aşk hikayesinden çok acınası bir hayat hikayesiydi.
Bu hanımefendiye ne kadar acısam yeridir gerçekten. Bir adama aşık olup tüm hayatını ona adayıp, üstüne o adamdan çocuğu olduğunda bebeğe bakabilmek için hayat kadını olup, bebeği ölünce de her şeyi ayak üstü bir mektupla anlatıp intihar etmek ve buna 'aşk' demek...
13 yaşındaki bir kızın kendinden yaşça büyük birisinden hoşlanması normal karşılanabilecek bir durum olsa da bunun yıllarca sürmesi ve 'aşık' olduğu adamın kendi ölümüne sebep olması psikolojik bir rahatsızlıktan öte değil. Kadının sevdiği adam için hiç bilmediği bir şehire gitmesi ve her gün onun evinin önünde beklemesi de cabası. Bu rahatsızlığının sebebinin küçüklüğünde yaşadığı ilgisizlik ve herkesten onay beklemesi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca "artık büyüdüm, bana aşık olabilir."i düşünürken bir anda kendini R'nin yatağında bir hayat kadını olarak bulması, "yine farkedilmedim." acıtasyonu ve bu yüzden hayatına son vermesi bence amansız bir aşk değil, acınası bir korkaklık. Bu kadınla bir kez konuşma hakkım olsaydı ona "güzel kız, neden kendine bunu yaptın?" demek isterdim.
Uzun lafın kısası, bu kitap "insanda derin hisler bırakan bir aşk hikayesi"nden çok "bir kadının kendisine nasıl saygısı olmaz"ı anlatıyor.