“Ama bu arada tüm benliğini yeni bir duygu kapladı: Hüzün dese hüzün değil, korku dese korku değil, garip bir duygu... tüm vücudu hummalı bir titremeye tutuldu. Dayanılmaz bir andı! "Bir şeyim yok – dedi kendi kendini cesaretlendirmek için – bir şeyim yok, iyiyim; belki de bir şey olmamıştır ve kimsenin şerefine leke gelmemiştir. Belki de böyle olması gerekiyordu, – ne söylediğinin farkında olmadan devam etti, – belki de her şey yoluna girer, kimse bir şey söylemez, bu olay unutulur gider.”
Psikoloji anlamda güzel bir roman olduğunu düşünüyorum. Daha iyi de olabilirdi ama bu halini de beğendim. Zaten Fyodor Dostoyevski, bu kitabı yazdığı zamanlarda pek beğenilmemiş. Çok sert eleştirilmiş.Daha sonra tutuklanıp sürgüne gidip cezası bittikten sonra dönüp Öteki'yi tekrar yazıyor fakat gene istediği etkiyi göremiyor.
Beğenilmemesini anlamak çok da zor değil gibi. Çünkü başları cidden sıkıyor, zor okutuyordu.Fakat olayın asıl başladığı bölüme geldikten sonra aynı şeyi diyemeyeceğim, hikaye güzel şekilde işliyor buradan sonra.
(SPOİ İÇEREBİLİR!)
9. Dereceden memur Yakov Petroviç Golyadkin, ruhsal bozuklukları ve kuruntuları yüzünden hazin sonunu hazirlar. Sosyalleşmeyi sevmeyen Golyadkin, kendi kafasının içinde kurduklariyla kendi kendini mutsuzluga mahkum eder. Golyadkin, kendi çevresi, memur arkadaşları hatta uşağı tarafından bile pek ciddiye alınmayan bir karakter, belki sosyal fobisi bu yüzden oluştu ya da bunlar da onun kendi kuruntularindan ibaret de olabilir.
İlk okumaya başladığım andan beri bir hastalığı rahatsızlığı olduğunu anladım ama ne olduğunu daha sonra okuyunca anladım.
Golyadkin bir davete gidiyor ancak davete alınmıyor o da bir şekilde yolunu bulup davete çaktırmadan girebiliyor. Fakat biraz nahoş şeyler yaptığından dolayı davetten kovuluyor. Daha sonra bir köprüye gelince kendisini izleyen bir adam görüyor, ne olduğunu anlayamıyor başta, daha sonra karşısına başka bir adam çıkıyor, " az önce buradaki adamı gördünüz mü?" diye soruyor, adam da görmediğini söylüyor. Sonra Yürümeye devam ettikten sonra adamı yeniden görünce koşarak evine gidiyor ama adam da onun koştuğu yöne doğru koşuyor ve ondan önce evine giriyor. Golyadkin evine giriyor, odasına gidiyor ve bakıyor ki bu adam orada oturmuş ona bakıyor. Ama aslında evine gelen bir yabancı değildi, orada oturmuş ona bakan bir yabancı değil, kendisiydi...
Ertesi gün işine gittiğinde iş yerinde yine bu adamı görür, adam yeni memur olarak gelmiş ve ne hikmetse Golyadkin'in tıpatıp aynısıdır ve adlari soyisimleri de aynıdır :-) ve bundan sonra nereye giderse gitsin; davete, lokantaya işe her yerde bu öteki tarafı karşısına çıkar. Golyadkin, ikizi kadar kendisine benzeyen bu adamı hep çok kıskanır, bazen onun gibi dalkavuk biri olmayı, çevresiyle iyi anlaşmayı düşünse de bunun için geç olduğunu onun gibi olmak istemediğine karar verir. Aslında Golyadkin, bu kişi olmak istediği için bu kişi oluştu bence. Çünkü Golyadkin ne olmadıysa, bu 2. Golyadkin oydu. Neyi yapamadiysa 2. Golyadkin onu yaptı, neyi başaramadıysa 2. Golyadkin yaptı. Bence bu karakter bu yüzden oluştu. Psikoloji okumadım okuyanlar daha iyi bilir ama benim fikrim o yönde.
* KEYİFLİ OKUMALAR *