·192 syf.····Okunma: 10 Eylül 2023 02:56 Öncelikle olay örgüsü ve karakterler bakımından kesinlikle tatmin etmeyen bir kitap olmuş. Ama önemli olan kısmın karakterler veya olay olmadığı da çok açık. Ana karakter(ler)imizin sıradanlığını belirtmek için memur mesleği verilmiş. Memurumuz iyi bir insan olmasıyla övunen ve bu övünmenin altını boş bırakmayan iyi kalpli bir insan. Ancak, davet edildiği ve büyük bir heyecanla hazırlanıp gittiği baloda kapıdan döndürülünce bir takım değişiklikler oluyor. Karakterimiz baloya gizli bir şekilde giriyor ve tüm iyi niyetiyle uyum sağlamaya çalışıyor. Ama dönemin eğitimsiz(karakterimizin bahsettiği ahlaksız eğitimi almış) soyluları, karakterimizle dalga geçip balodan kovuyorlar. Karaterimiz aşırı takıntılı biri. Bu olayı düşünmeden bir dakika bile duramıyor. Sonrasında istemsiz bir şekilde bilinçaltı kötü bir "öteki karakter" yaratıyor. Bu andan itibaren olay örgüsü tamamen iyi ve kötünün savaşına dönüyor. İyi taraf yavaş yavaş güç kaybederken kötü taraf onursuz, terbiyesiz, dalkavukça davranışlarıyla güç kazanıyor. Kötü tarafın kötü olarak bu kadar sevildiğini gören iyi taraf derin bir umutsuzluk bataklığına saplanıyor ve çevresinin de "kötü" olmasından ötürü çıkmaya çalıştıkça daha da batıyor. İyi taraf kötü tarfla mücadele etmek için yavaş yavaş yozlaşıyor ve bu yozlaşma bir yandan da sonunu getiriyor.
Kitabın son kısmında işine son verilmesi ve sürülmesi kötü tarafın kazandığına dair bir işaret. Ancak her şeye rağmen ona iyi davranılması, iyiliğin ve karmanın her zaman var olduğunu ve var olacağını belirtiyor.
Kurgu anlamında doyurmayan bir kitap ancak bu tarz önemli bir konuyu 180 sayfa okumanın beklentileri doğru ayarladığımız takdirde sıkmayacağını düşünüyorum.
Dostoyevski nin yazım tarzı da diğer kitaplarından biraz farklı. Kahramanımızdan "kahramanımız" diye söz ediyor. Buradan da olayın içine çekmeye çalışmadığını, onun yerine olayları ve karakterleri detaylı bir şekilde incelememizi istediğini anlıyoruz.
Genel olarak keyifli bir okumaydı.
Bu yazıyı yazarken düşünüp yazmadıklarım, yazıp sildiklerim "öteki ben"in eseri.
"Ben" olamamış "öteki"ye selamlar.
Düzenleme: Dostoyevski'nin tarafsız olup olmadığını anlayamadım. İyinin gözünden yazılmış bir kitap. Bu yüzden acı çeken ve mazlum taraf olan iyiyi savunmak daha makul geliyor (belki dostoyevski de savunuyordur). Ama kötünün gözünden yazmamasının sebebi bu kadar vurucu, insanın duygularına oynayan ve anlaşılır bir kitap olmayacağını düşünmesi olabilir. Hatta daha kötüsü de olabilirdi. Belki de şu an çevremizde olağan olan "kötüyü havalı görme" duyumuz ağır basardı...