Puan vermedi·375 syf.··
2023 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2023 10:57
Önceden mühendis, öğretmen, diplomat olan kişiler ya ülkelerinden kaçıp başka bir ülkeye sığınan bir sığınmacı ya da Kabil sokaklarında yaşayan bir dilenci olarak karşımıza çıkıyor. Temiz suya ve gıdaya erişim o kadar kısıtlı ki Afganistan kendine ait zengin topraklardan sürülmüş gibi. Çocuklar ise bombalanmış veya mermi deliklerinin olduğu sokaklara oyun oynamak için çıkmayı bırakalı çok olmuş. Çoğu ya yetimhanelerde açlıkla ve sevgisizlikle yaşamaya çalışıyor ya da çocuk satın almaya gelen Taliban’dan korkuyor. Çocuklar eğitilmiyor, çocuklar istismar ediliyor, öldürülüyor. Kadınlar içinse seslerini yükseltebilecekleri bir toplum düzeni sadece bir rüya. Afganistan üzerine toprak atılmış bir ülke artık. Bu düzen ise kitapta çeşitli cümlelerle tasvir ediliyor: “Bombaların, makineli tüfeklerin sesiyle büyüyen Afgan çocukların kuşağı henüz doğmamıştı”, “Hiçbirimiz bir yaşam tarzının sona erdiğinin farkında değildik”, “Artık Kabil’de hiç kimseye güvenemezdiniz; (…) herkes birbirini satmaya hazırdı” , “ (…) refikler sınıflara kadar girmişti; çocuklara ana-babalarını ispiyonlamayı (…) öğretiyorlardı” , “Buradaki en bol şey, çocukluğunu yitirmiş çocuklar”… Bunlar dışında özellikle Afgan kadınların sosyal konumlarına ve patriyarkanın mevcudiyetine de kitabın çeşitli yerlerinde değiniliyor. Koca olan eşin otoriter rejimiyle sürüp giden bir aile yapısı bu kitapta da yansıtılıyor ve kadının namusu, erkeğin şerefi üzerinden yaratılan bir toplumsal algının toplumsal cinsiyet eşitliğini benimseyememiş toplumlarda da varlığını sürdürdüğünü bir kez daha görüyoruz. Günümüz insan hakları kriterleriyle Afganistan’da yaşanılan bu ihlalleri değerlendirdiğimizde yaşam hakkı, kötü muamele ve işkence yasağı, kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı, mülkiyet hakkı, eğitim hakkı ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığı bir toplumun zaman içerisinde nasıl yozlaşabildiğini ve yolunu kaybettiğini de görmüş oluyoruz. Tüm bu sosyolojik yapıya rağmen kitap özünde aile, dostluk, güven ve sevgi gibi kavramları sentezleyen bir asıl kurguya da sahip. Böylece yazar; okura sadece bu sosyolojik bilgileri vermekle kalmıyor, aynı zamanda o ülkenin ve o ülkenin insanlarının psikolojisini de hissettirmeyi başarıyor. Bu şekilde de aslında mülteciliğin bir tercih olmadığı ve o kişilerin hayatları dışında başka bir seçme şansları olmadıklarını da betimlemiş oluyor. Ayrıca Emir ve Hasan arasındaki dostluğa, Emir ve babası arasındaki ilişkiye değinilmesi de insanlığın temel değerlerine ilişkin olan bir kurgunun akıcı bir dil kullanılması suretiyle kitabın sıkılmadan okunmasını sağlıyor. Tüm bu özellikleriyle kitabın mülteci hakları, çocuk hakları ve kadın hakları başta olmak üzere insan hakları farkındalığı ve oluşturulan kurgu ile de okuyanların empati kurmasını sağlayan bir yapıta dönüştüğü söylenebilir. Uçurtma Avcısı insan olmana izin verilmeyen bir dünyanın en insani mücadelesini ve hikayesini anlatan bir kitap olarak kütüphanelerimize ekleniyor.
1000Kitap
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
·
96 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.