Puan vermedi·307 syf.····Okunma: 12 Eylül 2023 02:43 Sokrates’in ağzıyla birinci bölümde yaşlılık, zenginlik, doğruluk üzerine yapılan eytişimi (Tartışmayı doğru bir biçimde yürütme sanatı) çok beğendim. İlk bölümde Kephalos ile yaşlılık ve servet üzerine sohbet ederler. Daha sonra Polemarkhos, Thrasymakhos ile doğruluğun ne olduğu ve karşıtı ile avantajları ve dezavantajları konusunda tartışırlar. Tartışmanın sonunda ise doğruluğun ne olduğunu öğrenmeden, asıl odak noktasını bir yana bırakıp doğruluğun kötülük mü, bilgisizlik mi yahut da bilgi ve iyilik mi olduğunu konusunda tartışmışlardır. İkinci bölümde ise birinci bölümde varılan sonuçları beğenmeyen Glaukon söze karışır. Mevcut söylediklerinin dışında farklı bir şeyler söyleyerek kendisini ikna etmesini ister. Buradan doğruluğu devlet üzerinden açıklamaya çalışır. Böylece bir devlet tasarlamaya koyulurlar. Devlet tasarlarken ve doğrunun ne olduğu konusunda tartışırlarken konu tanrılara doğru kayar. Tanrılar hakkında birtakım sonuçlara ulaşılır.
Devlet tasarlanırken tamamen doğruluğun hakim olabilmesi için çocuklara küçüklükten itibaren iyi şeylerin aktarılmasını ve kötü şeylerin yasaklanması gerektiği kanısına varıyorlar. Aslında “Cesur Yeni Dünya”da olduğu gibi kuluçka makinesinde üretilen çocuklar ve “Pavlov’un Koşullandırma” yöntemi tavsiye ediliyor. Her ne kadar koşullandırma doğrudan uygulanmasa da söylenecek ve söylemeyecek sözleri sınırlayarak (yasaklayarak) dolaylı koşullandırma yapılmış oluyor.
Kurulacak devlet tasarımında şu cümle;
"Kendileriyle uğraştığımız iyi insan olmalarını istediğimiz kişilerin, erkek oldukları halde, kadın gibi giyinip, kocasına çıkışan, yok gururlanarak mutlu olduğunu sanıp da tanrılarla boy ölçüşen, yahut felaket içinde yas tutan, gözyaşı döken genç ya da yaşlı kadınlara öykünmelerine izin vermeyeceğiz; kaldı ki hasta, aşık ve doğum sancıları çeken bir kadını temsil etmelerini büsbütün yasak edeceğiz." Cinsiyet ayrımının kesin olarak netleştirildiği ve cinsiyetin bireylere yüklediği rollerin değiştirilmesine yönelik tavır ve tutumlara yer verilmeyeceğini ifade etmektedir. Ben bu cümleden böyle bir anlam çıkardım. Farklı düşünenler varsa yorum kısmında beni de aydınlatabilir.
Kurucuda(Yöneticide) olması gereken özellikler;
1 – Şairlerin masallarını hangi kalıba göre yaratmaları gerektiğini bilmek,o kalıplardan ayrılmalarına izin vermemek düşer.
2 – Kentte bir başkasını yalan söylerken yakalarsa; “Sanatçıların sınıfından, falcı olsun, hekim olsun, doğramacı olsun” devleti, fırtınaya kapılmış bir gemi gibi devirecek, yok edecek bir yol gösterdiği için onu cezalandıracaktır.
3 – Kentin ne çok küçük, ne de görünürde büyük bir kent olmamasına, kendine yeter olmasına dikkat etmeli
Daha bir sürü özellik sıralamış, fakat ben daha fazla özellik yazmanın gereksiz olduğunu düşündüm. Bu nedenle üç özellikten sonra yazmayı kestim.
Klasik anlatılanları burada yazmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Yöneticilerin bilge kişilerden oluşması, toplumun sınıflara ayrılması vb. konuları es geçiyorum.
Son olarak kitaba göre her birey sadece bir mesleğe yönelmeli ve o meslekte uzmanlaşmalıdır. Bireyin birden fazla meslek ile uğraşmaması gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Adam Smith “Ulusların Zenginliği” kitabında iş bölümü ve uzmanlaşmanın verimliliği arttırdığını ifade etmektedir. Bu konuyu toplu iğne örneği üzerinden açıklamaktadır. Uzmanlaşmanın ekonomi üzerine etkileri ve bunun bireylerin refahları üzerindeki etkilerini dikkate almak gerekir.