·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Eylül 2023 11:50 biraz uzun ve biraz sitemkâr olacak bir incelemeyle karşınızdayım, merhaba.
öncelikle beni kitaba iten şeyin bu kadar övülmesi olduğunu söylemek isterim. bu yıl içinde okumayı düşünmüyordum normalde ama alıntılar, incelemeler o kadar hoşuma gitti ki bir bakayım dedim.
önce sevdiğim şeylerden bahsetmek istiyorum zaten oldukça az bu yüzden çok sürmeyecek. istanbul betimlemeleri o kadar güzel ki… eski zaman istanbulunu gezdim sanki kitabı okurken. orhan pamuk’un çok sevdiğim bi özelliğidir bu. betimleleri o kadar güzel yapıyor ki karakterin yanından yürüyorsunuz sanki. kemal’in geçtiği sokaklardan bir kere de ben geçtim, baktığı manzaralara bir kere de ben baktım.
bir diğer sevdiğim nokta kitabın bi koleksiyonu olması. kitapta bir eşyayı o kadar güzel anlatıyor ki görmek istiyorsunuz. görmemize olanak sağladığı hatta müzenin kitabın yarısından sonrasının geçtiği yerde olması çok hoşuma gitti, en yakın zamanda gideceğim.
gelelim sevmediğim yerlere. buradan sonrası spoiler içerir okumayanların okuma zevkinin bozukmaması için buradan sonrasını okumamasını öneririm. ben direkt kemal karakterini o kadar sevmiyorum ki… kemal kitabın en başında nişanlısını aldatıp uzaktan akrabası bir genç kızla ilişkiye başlıyor. üstelik bu genç kızı nişanına çağırıyor. bunun üzerine sonraki buluşmalara füsun gelmiyor. bu boşlukta sibelden ayrılana kadar benim öfkemi o kadar çok topladı ki sibelin daha sonra zaimle olmasına en ufak duygu beslemedim.
kemal ve füsunun ilişkisine gelirsek, bence kemal füsunun gençlik hatasıydı. füsun daha sonrasında bir hata daha yapıp aslında sevmediği feridunla evlendi belki mutlu da olurdu. ama kemal füsunu tam anlamıyla elde edemediği ve hatta birden kaybolduğu için (nişanına çağırdıysa ne bekliyordu anlamadım) takıntı hatta bir saplantı haline getirdi. yıllar sonra 8 yıl boyunca aynı masaya oturdu. hatta 8 yılın içinde birkaç kez tacizde de bulundu füsuna. özellikle kuş resmine bakmak için odaya çıktığında füsuna tacizlerini görmezden gelemeyiz. kemal amacına ulaştı yani füsunu elde etti fakat füsun o eski füsun kalmadı. bunu kitabın sonunda intiharından anlıyorum. her şeyi başlatan, tüm koleksiyonun ilk üyesi olan küpesini taktığında kemalin fark etmeyişi bence ona kemalin aslında onu sadece takıntı yaptığını aslında aşık olmadığını anlattı.
açıkçası füsuna çok üzüldüm. bence çok güzel bir hayatı olabilirdi. fakat kemalin takıntısı yüzünden ne hayallerindeki gibi bir oyuncu olabildi, ne de mutlu bir hayatı.