İnsanlar çoğu zaman, sosyal konum farkından dolayı; içinde bulundukları ortamları, ortamların özelliklerini ve kendi davranışlarını doğru olarak kabul eder. Farklı düşüncede, kültürde olan insanları ise ÖTEKİ'leştirmeye başlar.
Ana karakterimiz olan Golyadkin'in, kişilik bölünmesini ve bölünen bilincin yarattığı yaşamı oldukça etkili bir şekilde konu ediniyor Dostoyevski.
Sıradan bir memur olan Golyadkin, çevresindeki insanlar tarafından dışlanmamak için onlara benzeme konusunda oldukça çaba göstermesine rağmen bu çevreye kabul edilmiyor ve dışlanıyor.
Toplum tarafından dışlanan Golyadkin,
"Onlardan biri olsaydım nasıl olurdum?"
"Onlara benzemek için neler yapmalıyım?"
gibi soruların yanıtlarını içsel bir tartışmayla birlikte bulmaya çalışıyor. Bu esnada Golyadkin; ona tıpatıp ikizi gibi benzeyen, kıyafetleri bile aynı olan "ÖTEKİ"yle karşılaşıyor.
Bence ikizi(öteki), ruhen hasta olan Golyadkin'in kafasında kurduğu, toplumdaki kuralların tümünü iyi bilen ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden sembolik bir karakterden başka bir şey değil.
Golyadkin, sahip olmak isteyip olamadığı duyguları ikizine yüklemeye başlıyor.
Belirli bir süre sonra ikizinin varlığından rahatsız olup, kıskanarak onu kendine düşman ediniyor.
Golyadkin'in ötekibenliği ve Golyadkin arasındaki mücadeleleri ele alan bu kitap; kendi iç savaşımızı, görmek isteyip yok saydığımız öteki tarafımızı görmemizi sağlıyor.
Fyodor DostoyevskiÖteki