Kolay bir soru gibi değil mi? Ama değil!
Hadi başlayalım... Ne demek istediğimi anlayacaksınız...
8,5⭐
"Düşmandan aşığa... Klasik bir film klişesi."
Evet benim ifadem değil, bi zat yazarın kendi ifadesi.
Liz romantik filmlerle büyüyen, sürekli park yeri yüzünden karga ettiği komşusu Wes'le aşık olduğunu sandığı çocuğu kendine aşık etmek için anlaşma yapan bir lise son sınıf öğrencisidir. Konumuz bu!
Evet ilk 250 sayfa tam olarak klasik bir düşmandan aşığa film klişesiydi ama bunu kötü anlamda söylemiyorum itiraf etmeliyim çok çok çok eğlenceli bir klişeydi. O kadar güldüğüm o kadar eğlendiğim sahne vardı ki hala aklıma geldikçe gülümsüyorum.
Klişelerin sıkıcı olduğunu kim söylemiş?
Wes'in sevgi dolu halleri, Liz'in onunla zaman geçirdikçe aslında geçen yıllarda ne kadar değiştiğini ve sevildiğini fark etmesi çok güzeldi.
Özellikle Liz'in annesini kaybetmesi üzerine yaşadığı süreç, babasının yeni biriyle evlenmesi ve annesinin izlerinin silindiğini hissetmesi o kadar güzel anlatılmıştı ki okuduğum en duygusal sahneler olabilirdi. Liz'in hayatının her parçasında annesinin eksikliğini hissetmesi diğer insanların bunu fark etmemesi... Her satırını kalbim paramparça okudum. Bence sadece bu sahnerin verdiği duygu için bile bu romana aşık olabilirdim.
"Annem öldüğünde, seninle arkadaş değildik, biliyorum ama çok kötüydü. Yani, elbette ebeveynini kaybetmek kötüdür ama çok, çok kötüydü. Her şey, yalnız ve üzücü hissettiriyordu, akla gele bilecek her şey. Disney World'de Tom Hanks midilli turu yaptı rirken, sen bana dondurma külahı bile sunmuş olsan, yine de sırf annem orada bulunamadığı için her gece ağlardım."
Gelelim ilk satırda yazdığım cümleye!
Romanın ilk 250 sayfasını okurken bu romana kesinlikle 10 verme niyetindeydim. Hatta Liz'in Wes'e aşık olduğunu anladıktan sonra çok klişe bir eve bırakma sahnesi beklerken bir anda meydana gelen kaza, o öpüşme sahnesi vay be! Dedirtti bana. Muhteşemdi...
Gel gelelim yazar hiç gerek yokken saçma sapan bir şekilde romanı uzatmak için bize bütün roman boyunca anlattığı Wes'e yapmayacağı bir şey yaptırıp Liz'i Michael'a bıktırıyor.
Ben Wes, Liz onu öptükten ve ona söylediklerinden sonra onu kimseyi bırakmaz sanırken bir anda Michael Liz'i baloya davet ederken başka bir kıza sarılıp onlara ıslık çalıp tezahürat ederken buldum. Neymiş bir öpücük için beni seçmeni istemedimmiş... daha saçma bir şey duymadım. Bir de bu yetmezmiş gibi Liz onu Gizli Bölge'lerinde beklerken Wes'in oraya başka bir kızı getirmesi... Benim için bütün romanı bitiren sahneydi. Kimse kusura bakmasın. Benden bu kadar çabuk vazgeçen, benim için önemli bir geceye benim yerime gözüme soka soka başka birini götüren ve Gizli Bölgemize de aynı kişiyi gülerek kolunda getiren biri Filmleden Daha Güzel diye adlandıran bir romanın seçeceğim baş karakteri olmazdı.
Ondan sonra olan hiç bir şey romanı benim için kurtaramadı. Evet bir sahne beni sevdiğim bir romandan soğuttu. O son hamle olmadı Wes. Yok sadece arkadaşmış. Her arkadaşı Gizli Bölge'ye götürürsen o yer gizli olmaz Wes Bennett..
Anlatırken yine kızdım.
Neyse siz bana bakmayın okuyun... Gerçekten güzeldi. Belki benim gibi ayrıntılara bu kadar takmaz romanın keyfini çıkarırsınız...
Kaçtım ben!
XOXO