Aylin Balboa'a ile tanışmamız Belki Bir Gün Uçarız ile olmuştu. O kitaptan da en az Bu Hikaye Senden Uzun Osman kadar keyif almış, bir çok satırın altını çizerek okumuştum. Bu Hikaye Senden Uzun Osman'ı Bursa - Ankara arası ikindi vakti gerçekleşen, arada bir camdan hızla geçen manzarayı seyrederek, bir otobüs yolculuğu esnasında okuyup bitirdim.
Kitabın sonuna geldiğimde manzarayı seyre dalarak okuduklarım hakkında düşünüp iç hesaplaşmasına girdiğimde aslında bir çok konuda nasıl benzer olduğumuzu, sadece kendimiz hissettiğimizi ya da yaşadığımızı sandığımız olaylar ve duyguları bir çok insanın da tecrübe ettiğini fark ettim.
Hikaye sadece bir ayrılığın arkasından tutulan yasın süreçlerini anlatmakla kalmıyor, hayat ve insanlar, ilişkiler, ama en önemlisi insanın kendisi ile ile olan ilişkisi ile ilgili tecrübeleri ve aldığı hayat derslerini de paylaşıyor.
Aylin Balboa hepimizin zaman zaman ya da sıklıkla yaşadığımız kafa karışıklığımızı, yalnızlığımızı, hayat karşısında kaç yaşına gelirsek gelelim yaşadığımız toyluğu, yaşam acemiliğini, savruluşlarımızı çok güzel kaleme almış.
İnsanın okurken ders alıp uygulasa muhtemelen çok yol kat edeceği, belki de içten içe bilip de yapamadıklarını okuyoruz.
Ayrıca arabesk bir toplumda pek sık rastlanmasa da acıların çocuğu moduna girmeden biten bir aşkın yası nasıl tutulur ve günü gelince nanik yaparak geride bırakılır dersini alıyoruz. Hayatımızdan giden sevgili, arkadaş, iş hayatı ya da başka bir şeyi astalavista diyerek vedalaşmayı ve arkamıza baktığımızda gülümseyerek anabilmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Kitapta farklı konularda küçük küçük bir çok bilgiyi okumak da kitaba güzellik katan ayrıntılardan biri.
Beni kitapta en çok etkileyen yazılardan biri 18. "Tadilattayız Osman" oldu. Özellikle son paragraf (alıntılar kısmında paylaştım. ) bir zamanlar hepimizin küçük, masum bir çocuk olduğumuzu ve o çocuğun aslında hiç bir yere gitmediğini, onu uzaklarda değil, içimizde aramamız gerektiğini anlatan bir bölüm.
Sözün özü Kendinizi ve hayatı her ne olursa olsun sevin. bazen hayat çok üzerinize gelse, kendinize tahammülünüz hiç kertesine dayansa da hayatın ipine sıkı sıkı tutunup hani hep başkalarından bekleyip kendinizden esirgediğiniz sevgi ve şefkati gani gani kendinize gösterin. Sevginizle kendinizi sarıp sarmalayın, gerekirse pamuklara sarın. Emin olun hayat ne olursa olsun çok daha güzel en azından katlanılabilir bir yer olacak.
Dilerim hepiniz bu kitabı en az benim kadar keyif alarak, yüzünüzde bir gülümseme ile okur ve beğenirsiniz.