·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Eylül 2023 03:03 Lermontov bu hikayede bize, bile isteye kötülük yapan, bundan zevk alan ve insanlara iyilik ve güler yüzle yaklaşıp kendi içerisinde plancı ve çıkarcı bir amaçla hareket eden Peçorin’in günlüklerini okutuyor.
Bu nedenle romanın baş kahramanı Peçorin, yazıldığı günlerde de günümüzde de edebiyat dünyasını en çok tartışmaya sürükleyen karakterlerden biri oluyor. “Bir insan bu kadar kötü olabilir mi?” sorusu tüm tartışmaların fitilini ateşleyen ilk adım haline geliyor.
Ben ise her insanın içinde Peçorin’in ki kadar olmasa bile benzer kötü düşüncelerin olduğunu, ama bunu kendisine asla yakıştıramadığından yine kendisinden bile saklamaya çalıştığına inanıyorum. Biraz ruhuna arkadaşlık yapınca insan, onu rahatsız hissettiren bazı duyguların ortaya çıkışına şahitlik ediyor ister istemez. Hırs, kıskançlık, gibi kötülüğü işaret eden arzular, zaman zaman kulağına çalınıyor. Burada önemli olan o hissi nasıl yönettiğin onunla nasıl başa çıktığın gerçeği gibi geliyor bana. Bu hisse gerçek bir istekle boyun eğdiği için, Peçorin’in kötü bir ruha sahip olduğunu kabul ediyorum elbette ama en başında bu duygulara sahip olduğu için suçlayamıyorum onu.
Bilemiyorum bir yanım ona kızarken bir yanım tarifsiz bir sempati duyuyor.
“Hayatın kasırgası içinden birkaç fikirle çıktım ben, duygu aramayın. Uzun süredir kalbimle değil kafamla yaşıyorum zaten” diyen Peçorin, tüm romanı bu iki cümleyle özetliyor aslında.
Bu da bize kahramanımızın kalbine ve duygularına karşı kendini tamamiyle körelttiğini, akılcı ve çıkarcı bir tavırla hayatına devam ettiğini gösteriyor. Onun neden kendi zamanın bir kahramanı ama kötü bir kahramanı olduğunu gözler önüne seriyor.
Ben yalnızca kendisine karşı gerçekten dürüst olabilmeyi, ruhunda kendine dönük olan tüm yalan aynalarını kırmayı başarmış ve bunu da günlüklerine açık yüreklilikle dökmüş birini okudum bu kitapta.
Belki sadece kendi zamanının değil, bizim zamanımızın da bir kahramanı olduğu içindir.
En nihayetinde her birimiz kendi zamanımızın bir kahramanı değil miyiz zaten. Biraz kötü, biraz iyilik dolu.