“Bir Göçmen Kuştu O” ile başlayan serüven, “Emir Bey’in Kızları” ile son buluyor. Bu öyle bir seri ki Ayla Kutlu’nun yakın arkadaşları bile karakterleri gerçek kişiler sanıyorlar, dahası yazar da artık onların kurgu olup olmadığını kestiremeyecek noktaya geliyor kendi kaleminden çıkmış olsalar da. Göçmen bir kuş olan Emir, Adil Emir Batubeg oluyor. Göçmenlikten Urfa ağalığına kadar yükseliyor da kanatları hep aşağılarda olan bir adam o. Çünkü yüksekler, dağlar, ormanlar, evi çok uzaklarda kalmış. Urfa’nın sarı sıcağı onun için ayrı bir uçurum oluyor içinde. Bu uçurumun etrafında kız kardeşi, ilk eşi Gülhayat, vurulduğu Nevnihal, sırasıyla Batu, Mahmut, Hüsra ve Leyla adlı çocukları köklerini aşağıya sarkıtan ağaçlara dönüşüyorlar. Her birinin yaprağında ayrı bir yaşam öyküsü, bambaşka anılar var. Bu kitapta en sevdiğim husus, tüm karakterlerin gizlisine ortak olmaktı. Okuyucu, onların birer karakter olduğunu bu kitabın daha en başında unutuyor. Onları seviyor, anlıyor, nefret ediyor ve onlar için gözyaşı döküyor. Evden zorla koparılan bir hayat, yine bir evin gölgesinde son buluyor. İnsanı da mekanı da canlı kalemiyle ve duygu yoğunluğu ile satırlara döken Ayla Kutlu, aynı zamanda tarihî ve siyasi bir tablo da çizerek mükemmel bir etki yaratmasını başarıyor. Böylece zihinlerin bir köşesinde kızıl saçlı ve çilli Leyla, elinden Yunus’u düşürmeyen Gülhayat, soğuk güzelliğiyle Hüsra ve yeri gelince herkesin her şeyi olabilen Nevnihal ile güçsüzlüklerinden güç yaratan Emir Bey yaşamaya devam ediyor. Ayla KutluEmir Bey'in Kızları