Puan vermedi·324 syf.····Okunma: 21 Eylül 2023 18:29 "Doğar doğmaz kaplanın sırtına koymuşlar beni, diye düşünüyor, şehzadelerin kaderi bu, kaplanın sırtında büyümek; herkesin gözünü kamaştıracak bir kuvvet ve kudret gösterisi, kaplan gibi muhteşem bir yaratığa egemen olma duygusu, yırtıcı hayvanın sırtındaki çelik adalelerin gergin kıpırtılarını bacaklarının altında hissetmek, herkesin korktuğu zalim bakışlı ölüm makinesinin efendisi olmanın verdiği doygunluk, ayrıcalık, üstünlük, tanrılık ama bir yandan da korku. Evet korku. Zaman zaman sırtından aşağı ıslak bir yılan kayıyormuş gibi tepeden tırnağa titreten soğuk bir ürperti."
Bu paragrafla başlıyor koca bir roman. Açıkçası bu zamana kadar okuyup da beğenmediğim bir Zülfü Livaneli kitabı yok. Benim için tam bir sanat insanı olan Zülfü Livaneli bu sefer karşımıza tarihin en çok tartışılan padişahını konu alan bir tarih kitabı ile çıkmış. Birçok kaynakçadan yararlanılan bu eserde dolu dolu bir tarih anlatımıyla karşı karşıya kalıyorsunuz.
Kitabın konu gereği zaten ilgi çekici olmasının yanında, Zülfü Livaneli'nin de sanatçılığının birleşmesiyle ortaya çıkan eseri doya doya okudum diyebilirim.
Genel olarak Sultan Abdülhamid' in gözünden anlatılan bir kitap. Fakat başka açılardan da o dönemi okuyabiliyorsunuz. Yani Zülfü Livaneli birden fazla pencereden bakış açısı sağlayarak tarihin karmaşık ve gizemli yönünü bize göstermeyi başarmış.
Benim çok hayretler içerisinde kalarak ve bir yandan da büyük bir heyecanla okuduğum bi kitap oldu. Okumak isteyen arkadaşlar bence bi an önce alıp okumalı.