Sağır Cumhuriyet, şiirle kurulmuş bir tiyatro oyunu gibi okuduğumuz bir kitap.
İlya Kaminsky bu kitapta işgal altındaki bir ülkede yaşananların hikayesini anlatırken şiddet ve baskı karşısındaki sessizliğimiz, sessiz bırakılmakla sessiz kalmaya karar vermek arasındaki fark üzerine düşünüyor.
Kuşatılmış bir kasaba Vesanka, kasaba medyanında askerlerin vurup öldürdüğü sağır bir çocuk Petya ve silah patladığı anda sağırlaşsan kasaba halkı. Çocuğun ölümünden sonra kasabaya çöken sessizlikte, sağır halk işaret diliyle bir direniş örgütlemeye başlıyor.Askerler sağırlığı “salgın hastalık” ilan ediyor.
“İşitmemiz zayıflamıyor, ama içimizde sessiz bir şey güçleniyor.”(Sf 11)
“Bizimki, polisin vurduğu bir çocuğun kaldırımda saatlerce yattığı bir ülke.
Onun açık ağzında
çıplaklığını görüyoruz
bütün ulusun.
Seyrediyoruz. Seyrediyoruz
başkalarının seyredişini.
Bir çocuğun bedeni tam olarak bir çocuk bedeni gibi
yatıyor kaldırımda-
Barışçıl bir ülke burası” (sf 85 ,86 )
Ama Sağır Cumhuriyet sadece bir ağıt değil aynı zamanda ümide, direnmeye, yaşama sevincine yayılmış bir methiye.
Farklı bir Yazım tekniği var, okurken tam anlam çıkarmadığım yerler oldu. Çeviri bir şiirsel metin olduğundan kaynaklı diye düşünüyorum. Ana fikir olarak ise çok güzel bir metindi.