Atatürk'ün Yaverlerinden Şükrü Tezer, Atatürk'ün şefkat ve insani duygularını şöyle nakletmektedir;
"Ruslarla Kulp mevkiinde yaptığımız savaşta düşmanın çok yaklaşması nedeniyle Atatürk askerlerin geri çekilme işini Kurmay Binbaşı Şemsettin Bey'e vermiş ve askerler geri çekilmişti Birliklerin geride kalan en son perakende efradı da harekatı bizzat idare eden kumandanın önlerinden geçerek görünürde, hiç bir kimse kalmamış olmasına rağmen, araziye hakim bir noktada saatlerce dimdik ayakta duran Paşa, hala yerlerinden ayrılmıyordu. Bu durum karşısında Cevat Abbas'la ikimiz kabımıza sığamıyor ve neredeyse düşman takip kuvvetlerine esir düşeceğimizden pek haklı olarak bittabi kendi düşüncelerimize göre endişe ediyorduk. Bu sırada Yaver Cevat'ın sabrı tükenmiş olacak ki "Atları emreder misiniz Paşam?" demesi üzerine, kumandan oldukça sert bir ifadeyle:
"Acele etmeye lüzum yok, hareket zamanını ben bilirim" uyarısında bulunmuştu; dakikalar ilerledikçe endişemiz büsbütün artıyordu... Nihayet Cevat bütün cesaretini toplayarak tekrar: Paşam kimse kalmadı atları emreder misiniz?" diyecek oldu, ama bunu dediğine ve diyeceğine bin pişman olmuştu. Çünkü Paşa, kendisini iyice haşlamıştı ve eliyle ilerisini göstererek:
'Karşıdan gelmekte olduğunu gördüğüm asker önümden geçip emniyete girmedikçe, buradan ayrılmayı hiç bir zaman düşünemem!..' buyurmuşlardı. Biz birliklerin çekildiği yere doğru bakıyor, ancak biraz da heyecandan olacak ki bir şey göremiyorduk. Daha sonra Paşa'nın eliyle işaret ettiği tarafa doğru baktığımda oldukça yavaş yürüyüşle ilerleyen bir askeri fark edebildik. Birliğinden ayrılıp geri kalan ve bu derece mecalsiz yürüyen asker acaba yaralı mıydı?, bunu kestiremiyorduk.
Neden sonra bulunduğumuz yerin 40-50 adım kadar ilerisindeki yoldan geçtiği sıra, kumandanın emriyle yanına yaklaşıp gözden geçirilen askerin, halsiz ve hasta olduğunu görmüş, aynı zamanda silahı, cephaneyi ve sırtındaki çantasıyla güçlükle yürüyebilmesi yüzünden geriye kaldığı anlaşılarak durumu Paşa'ya arz etmiştik. Bu vaziyet, belki üzerinde durulmayacak derece basit ve ehemmiyetsiz bir olay olarak düşünülebilirse de, haddızatında ve kanaatımca kolordu komutanının, ordunun bir ferdine, bir askere karşı gösterdikleri bu derece yakın ve o nispette yüksek alaka dolayısıyla. bilhassa çok önemli bir mana taşıdığı meyanındadır." demiştir.
Sayfa 27 - Şükrü Tezer, Atatürk'ün Hatıra Defteri, Ankara. 1972, s.43-44.·Kitabı okudu