Atatürk karanlığı sevmezdi. Sivas'tan Ankara'ya geldiğinde kaldığı binada aydınlatmak için mum bulunamamıştı, emir erine "Çocuk ben karanlıkta yatamam bir çaresine bak" der. Geceleri evinde aydınlığın güçlü olması için yemek salonunun bütün lambalarını yaktırır. Tavandan sofranın üzerine sarkan üç avizenin sadece son yıllarında orta avizeyi gözünü alıyor diye söndürülmesine rağmen, duvardaki bütün aplikler aydınlık verirdi.