·183 syf.····Okunma: 04 Ekim 2023 15:40 · Dikkat spoiler içerir!!!
Doğunun Limanları Amın Maalouf'un yazmış olduğu eserler arasında ilk okuduğum kitap.Yazarın kalemini beğendim.Sade anlatımını, okunabilirliğini sevdim.Başkarekterimiz olan Isyan Kitabdar'ın hikayesini de oldukça acıklı buldum.Isyan soylu, zengin, nüfuslu, trajik bir hikâyesi olan Kitabdar ailesinin babası tarafından devrimci önder olma umuduyla yetiştirilen ilk erkek torunudur.Adı da babasının bu tutkusundan payını almıştır.Babaannesi bir osmanlı sultanı olduğundan İsyan da şehzadeler gibi okula gitmeyip şaşalı güzel evinde çok iyi eğitimler almıştır.Babasının ve dedesinin ona biçtiği, kulağına her zaman fısıldadığı devrimci olma rolünü istemeden üstlenecektir.Fransa'ya tıp eğitimi almaya gittiğinde istemeden bu yolda yürüyecek, bu uğurda önemli işler başaracak lakin hiçbir zaman yaptığı önemli işlerin devrimde payının olmadığını düşünecektir çünkü hiçbir zaman babası ve dedesinin ona biçtiği devrimci rolünü kabul etmemiştir bu yüzden başarılarını önemsizmiş gibi göstererek devrimci önder rolünden sıyrılmak istemiştir.Halk arasında bir şeyi kırk kez söylersen olur derler ya bence Isyan'ın durumunu en net açıklayan cümle bu küçüklükten beri bu duygu ile yetişmiş istemese de bir anda kendini olayların içinde bulmuş. Bazen ne yaparsan yap sana biçilen rolü oynuyorsun isteyerek ya da istemeyerek.Buraya kadar incelemeyi okuyan okurlar sakın sayfalarca yazılmış devrim hikayeleri olduğunu düşünmesin ben sadece bu olay beni etkilediği için bu kısma parentez açmak istedim, bu kısımlar kısa ve detaysızdı.Sonrasında Beyrut'a dönen Isyan'ın hikayesi devam etmekte ben daha fazla spoiler vermiş olmayayım dediğim gibi kitabı genel olarak sevdim lakin kitap için bir kaç eleştirim olacak.Öncellikle bence kitapta elle tutulur boşluklar vardı, sanki hızlıca yazılıp bitirilmek istenmişti olaylar kopuktu.Örnegin ben bir Osmanlı sultanı olan modern bir şekilde yetiştirilmiş babaanneden daha çok bahsedilmesini isterdim.Babasının hazin sonunu gördükten sonra aklını yitirmiş, evlâd sahibi olmuş ve evlâdı güçlü bir karekter olan babaanneden, ruh halinden, Adana'ya, Beyrut'a yerleştikten sonraki ruh durumundan vs vs.Isyan'ın annesinden, kardeşi Salim'den hissettiklerinden daha çok bahsedilebilirdi geçiştirilmiş sanki yazılmak için yazılmış karekterler gibiydiler.Ayrıca Isyan'ı bu kadar seven Clara'nın İsyan için hastaneye düştükten sonra hiçbişey yapmamasi iyileştikten sonra onunla iletişim kurmasını istemesi, arkadaşı olan birlikte önemli işler başardığı Bertrand'ın İsyanı görüp zor durumda olduğunu bilip sadece konuşmadığı için ona yardımcı olmaması gerçekten fazlası ile üzücü idi.Nasil birlikte devrim gerçekleştirmek için savaşan bu gençler Isyan'ın durumunu anlamamış ve onu kadere terk etmişti.Burda fazlası ile bencillik vardı bence.Etrafında ne kadar insan olursa olsun ,ne kadar tanınmış soylu birisi olursan ol unutulup gitmen sadece trajik kötü bir olaya bakıyor ve insanı bu kötü olaydan yine kendisi ve çabası kurtarıyor İsyan da bu olayın güzel bir örneği bence.Uzattıkça uzattım kısacası bence kitap duygu açısından, karekter analizi açısından, olayların akışı açısından eksikti.Belki de ben her bir karekteri kendi içinde çok merak ettiğimden böyle düşünüyorum.Yine de okurken sıkılmadım hatta sevdim.