karakter tahlili
Puan vermedi·724 syf.··
2023 2. kitabı
Selim, yaşamı boyunca kendi kimliğini arayan, Bunu yaparken etrafından uzak kalamayan ama bir türlü çevresi tarafından anlaşılamayan bir karakter. Bulunduğu topluma hiçbir zaman ait hissetmiyor kendini. Etrafındaki insanlar, dünyada ve ülkesinde olup bitenlere Selim kadar duyarlı değil. Bu yüzden Selim, girdiği ortamlarda düşünceleri ve benimsediği değerler yüzünden eziliyor ve baskı görüyor. Gördüğü bu baskılar yüzünden içine kapanıyor, en ufak olayları bile kendine dert ediniyor. Selim’in kitaplarla olan bağı çevresindeki insanlarla olan bağından daha güçlüdür. Çünkü değiştiremediği kendi benliğini, kitapların kahramanları ile özdeşleştiriyor. Onların dünyasında eyleme geçebiliyor bir bakıma. Beğendiği karakteri seviyor, özümsüyor beğenmediğini ise zihninde rahatça eleştiriyor. Fakat gerçek dünyaya döndüğünde orada insanların baskısı yüzünden düşüncelerini gerçekleştiremiyor. Yine de çevresinden büsbütün uzak olduğunu söylemeyiz Selim’in. Bir yerlere ait olabilmek için çok çabalıyor. Oyunlar, ön sözler, biyografiler, şarkılar yazıyor. Farklı bakış açılarına sahip yazarlar keşfediyor ve onların tüm eserlerini okumaya gayret ediyor. Okuduğu yazarlar Selim’in düşünce yapısına her anlamda etki ediyor. Örneğin Oscar Wilde’ın, kadınlar hakkında söylediği iğneli sözlerden etkilenip kadınlar hakkında olumsuz düşünceler besliyor. Tanıştığı kadınlara ve onların düşüncelerine ön yargılı yaklaşıyor. Selim’in, şu an ya da geçmişte geçen herhangi bir olayda, içine düştüğü durumu en ince ayrıntılarına kadar düşünen her şeyi yerli yerine oturtmaya çalışan ve başkalarının kendine karşı tutumunu anlamaya çalışan biri olduğunu görüyoruz. O, etrafındaki insanlar tarafından önemsenmek istiyor. Arkadaşları tarafından hatırlanmak ve çevresine verdiği ilginin karşılığı görmek istiyor. Fakat bu ilgiyi göremeyince büsbütün çekingen biri oluyor. Hür yaşayamadığını, adeta demir parmaklı bir kafesin içinde dolaştığını, insanlarla arasında hep bu parmaklıkların olduğunu söylüyor. Hiçbir zaman, anlatmak istediklerini uygun sözcükleri bulup anlatamıyor. Selim, yaşamına son vermesine doğru giden süreçte günlük yazmaya başlıyor. Yazdığı günlükleri Günseli ’ye bırakarak başkalarına da okutabileceğinden bahsediyor. Yani yaşamı boyunca düşüncelerini açıklamaktan korkan Selim, öldükten sonra bunları paylaşarak belki de artık bir şeyleri değiştirmeyeceğinden duyduğu rahatlıkla ele veriyor düşüncelerini. Hayatının sonuna doğru düşüncelerindeki bu rahatsızlık bedenine de sirayet ediyor, fakat tam da bu sırada ömrü boyunca kaçtığı insanları tanımlamak için doğru kelimeyi buluyor: tutunamayanlar. Kendisinin de bir tutunamayan olduğunu geç olsa da fark ediyor. Bu buluş duygularında bir şeyleri değiştirmiyor, hatta bunların üstüne bir de tutunamayanlara öncülük etme fırsatını kaçırdığına dair bir pişmanlık ekleniyor ve daha fazla dayanamayıp hayatına son veriyor. Turgut, Selim’in ölümünden sonra kendi yaşamını geride bırakarak arkadaşına olanları araştırmak için yola çıkan ve bu yolda Selim’in yanında kendisini de daha iyi anlayan bir karakter. Selim’in ölümü onu çok etkiliyor ve onu düşünmeden edemiyor. Selim’in ölümünden kendini de sorumlu tutar gibi bir hali var. Turgut da Selim gibi bir mühendis, evli ve iki çocuğu var. Normal bir aile yaşantısı sürerlerken Selim’in intihar haberi onu boşluğa düşürüyor. Kendi yaşamından sıyrılarak Selim’i yaşıyor. Düşüncelerini büsbütün kendini ve Selim’i anlamaya adıyor. Bu intiharın sebebini araştırmaya koyuluyor, kendi yaşamından ve ailesinden uzaklaşıyor. Hayatından böylesine tavizler vermesi onun arkadaşına bağlılığını gösteriyor. Selim’in hayatı ve kendi hayatı arasında gelgitler yaşıyor. Bu süre zarfında kendi kendine konuşmayı huy ediniyor hatta bu konuştuğu benliğine Olric adını veriyor. Tıpkı Selim’in kendini anlatamadığı gibi Turgut da kendini anlatamıyor. Romanın bir yerinde Turgut’un, “Olur ya, belki bir gün senin gibi hissederim, senin heyecanların benim heyecanlarım olur: o zaman seni bütünüyle yaşarım kim bilir” dediğini görüyoruz. Hayata Selim’in yerine geçerek devam etmeyi istiyor. Selim’in, yaşamı boyunca sırtına yüklediği dertleri kendi sırtına alıyor. Selim’in hatıralarıyla yaşadıkça kendi hayatını alışkanlıklar olarak görüyor. Zamanla onu çevresine bağlayan duyguları yitiriyor ve sonunda tutunamıyor. Kimselerle paylaşmadığı, kendini bir bütün olarak koruyan “şey” yani Olricle uzaklaşıyor.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
·
2 +1'leme
·
71 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam bunlar çok güzel