Kitap Dostoyevski’nin sara nöbetleri geçirip, kumar bağımlısı olduğu dönemde yazılmıştır. Bu nedenle okuduğumuz da isimsiz kahramanımızın buhranlı ruh haliyle karşılaşırız. 40 yaşlarında olan kahramanımız toplum içinde görülmemiş, değer verilmemiş yılların derin üzüntüsü içerisindedir. Önceleri bu duruma çok içerlenen üzülen kahramanımız giderek bu duruma alışır. Kendini sevmemenin, toplum tarafından dışlanmamın acısını 40 yaşlarında fazlasıyla yaşar. Kahramanımız artık bu durumu öyle bir takar ki yolda kendisine yol vermeyen subaydan dolayı çalıştığı kurumdan borç alıp yeni kıyafetler alır. Böylece subay artık onu görür yol verir düşüncesine kapılır. Yolda karşılaşınca kahramanımız yeni kıyafetiyle ve kararlılığıyla yoldan çekilmez ancak subay ona çarparak geçer. Artık toplum ve arkadaşları tarafından görünmeyen kahramanımız kendi tabiriyle yer altına çekilir iyice kedere bürünür.
Kitap kendini sevmeyen değerini bilmeyen insanın, toplum tarafından da dışlanması sonucunda aslında hayalet bir insana dönüşmesini çok güzel işler. Ayrıca bir insanın toplum tarafından nasıl yer altına itildiğini gözler önüne sermektedir.