Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 06 Ekim 2023 12:48 kefaret: “örtmek, gizlemek, inkâr etmek, telafi etmek”
kitabı çok uzun zamandır okumak istiyordum, filmi de aynı şekilde merak ediyordum ama okumadan izlemeyi hiç istemedim. önce filmi seyretseydim briony’i tam olarak anladığımı, okurken sinirlendiğim küçük kızın hatasını kesinlikle yok sayabileceğimi zannedebilirdim. eğer filmi izlediyseniz okumanızı çok önermiyorum (çok paralellik olsa da), filmi çekilen kitaplara yönelik genel düşüncem bu; önce kitap sonra film. bunun en büyük sebeplerinden biri de (bence) iki eser arasında bir bağ oluşturmak durumunda kalmak ve bu bağlantıda filmlerin bakış açısını yönlendirmede, hafıza ve zihin üzerinde daha etkin olduğunu düşünmem. gelelim artık kitaba!!
13 yaşındaki briony, hizmetlilerinin oğlu robbie’nin ablasına yazdığı mektubu okuyor, onları görüyor ve hikayesi başlıyor. hikayesi diyorum çünkü bu ne kadar başta robbie ve cecilia’nın kitabı gibi görünse de aslında briony’nin hikayesi. bir çocuğun hikayesinin, yetişkinlerin hikayelerini nasıl belirleyebileceğini okuyoruz.
kitapta sadece sinir olacağınız bir çocuk yok, bir büyüme öyküsü, aşk, savaş, suç ve yalan. okurken bir çocuğun yetişkin dünyasından ne kadar uzak ve bilinçsiz olduğuna şahit oluyorsunuz. yaptığı şeyle onu suçluyorsunuz kızıyorsunuz ama çocuktu!! gerçeği değişmiyor ve suçunu başka kişilere, hallere ve hislere yüklemeye başlıyorsunuz.
küçücük bir spoiler olabilir. kitabın içeriğini, yazarın anlamak istediğimiz zihniyeti özetleyen robbie’ye birçok kez söylenen, cecilia’dan “bana geri dön” sözleri. kitapta bu cümleleri kardeşine de söylediğini ve kardeşini koruyan kollayan bir abla olduğunu biliyoruz. briony de tıpkı ablasının yaptığı gibi onu korumak istiyor, bunu halen daha bir çocukken yapmak isteyişi ise bu hikayeyi yaratıyor.
anlatıcı/yazar sonunda, tıpkı kitabın en başında olduğu gibi, bedelin ödeneğini, kefaret etme amacını okura devrediyor: “romancı sonuçları belirleme gücüne sahipken kefaretini nasıl öder? ondan başkası yoktur. koşulları saptayan odur. yazarlar için kefaret söz konusu değildir. hep olanaksız olmuştur ve mesele de tam olarak budur.”
robbie çok daha iyisini haketti ama briony daha büyümemişti.