Bir insanın doğumunun ardından nasıl yetiştiği, ailesinin ona neler kattığı, ailesinin verdiği imkanları nasıl kullandığı çok önemlidir. Bu kitabın ve yazımın öznesi olan Celal Şengör'ün bahsettiğim konuda nasıl pozitif yol aldığını zaten ekranda, sosyal medyada veya internet aramalarında görüyorsunuz. Ama bu kitap ile Celal Şengör'ü çok daha iyi tanıyabileceksiniz. Çok iyi bir eğitimci, bilim yolunda başarılı bir insan, etkili bir konuşmacı, en büyük tutkusu jeoloji ve havacılık olan aktif bir insan, çoğu zaman işini ailesinin önüne koyabilen bir işkolik, oğluna karşı sınırsız ve fazla merhametli tatlı bir baba! Onun temel amacı, insanların bilgilenmesini sağlamak... Şengör, Mustafa Kemal Atatürk'ten ve geçmişteki önemli bilim insanlarından aldığı meşaleyi hala taşımakta, bilim ve öğrenme isteğini taşıyanları bu meşalesiyle aydınlatmakta. Bu minvalden baktığımda, bu değerli kitabın Şengör'ün bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanmamız için oluşturulduğunu düşünüyorum. Tüm o entelektüel ve bilimsel kişiliğine rağmen, Celal Şengör hocamız son derece mütevazi biri; bunu metinlerden anlayacaksınız. Kitabımız nehir söyleşi şeklinde yazılmış. Söyleşiyi gerçekleştiren Damla Karakuş soruyor, Celal Hocamız cevaplıyor. Son derece yalın, eğlenceli ve keyifli bir üslup hakim... Şengör'ün söyledikleri çok değerli, eminim kitabın çoğu yerinde cümlelerin altını çizeceksiniz. Cahilliğe kesinlikle tahammülü olmayan Şengör, aslında bilgi ve bilimle bir insanın hayatının nasıl şekillenebileceğinin en büyük kanıtı... Okumanın, araştırmanın, bilginin peşinden gitmenin, her zaman bize söylenilen veya gösterilen şeylerin arkasındakine ulaşmanın, alt metinleri didiklemenin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu anlıyoruz Celal Şengör'ün anlattıklarıyla...
Bu kitapta Celal Şengör'ün çocukluğunu, gençliğini, jeolojiye doğru yol alışını, tutkusunu nasıl değerlendirdiğini, kendi kişiliğini nasıl oluşturduğunu, eğitimciliğini ve eğitime verdiği önemi, bilimin onu nasıl şekillendirdiğini, siyasete bakışını, insanı ve evreni nasıl değerlendirdiğini okuyoruz. Bilginin ve okumanın çekiciliği, onu daha okul öncesinde annesinin aldığı dinozorlarla ilgili aldığı bir kitapta buluyor. Ortaokuldayken taş türlerini öğreniyor ve böylelikle jeoloji onu çekmeye başlıyor. Bilgiye olan merakın ve çalışkanlığın, karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmede önemli rol oynadığını söylüyor. Eğitim konusunda haklı iki düşüncesi var: İlki gençlere anlamsız din ve ezber dersleri yerine eleştirel düşünceyi öğretmek; ikincisi ise kötü eğitim sistemini düzeltebilmek için işe eğitimciden başlamak. Ona göre önce eğitimciler, sonra tüm insanlar kendilerini sürekli geliştirmeli, bolca kitap okumalı ve dünyayı gezmesidir. Din ve dini kurumların tehlikesinden bahsediyor (ki bu bölümde yine inanılmaz haklı!).
Celal Şengör'ün havacılık tutkusunu öğreniyoruz ve sağlık engelleri nedeniyle Hava Kuvvetleri'ne giremeyince jeolog olmaya karar verdiğini okuyoruz. Aşkın, karşılıklı sevgi ve saygının bir harmanı olduğunu düşünüyor. Hayattaki en büyük pişmanlığı, eşi Oya'ya daha fazla zaman ayıramamak... Kötü bir eş olduğunu ve eşini ihmal ettiğini düşünüyor. Tabii bunda maruz kaldığı Asperger sendromunun etkisi büyük... Aileler ve çocuk yetiştirme konusunda çok önemli ve yine haklı olduğu düşünceleri var. Türkiye'nin 2003 yılından bu yana baş aşağı gittiğini savunan Şengör'ün iktidar ve Türk halkı konusundaki zeki tespitleri, ağlanacak halimize gülmemize sebep oluyor. O çoğumuz gibi Atatürk'e gönülden bağlı ve siyasi görüşünü de Kemalizm olarak açıklıyor. Günümüzde Türkiye'nin en büyük savaşının cehaletle olduğunu vurguluyor. Seyahatin öneminin altını çiziyor. İnsanı anlama konusunda yine zeki tespitleri bulunuyor. Maalesef Türkiye'yi bekleyen büyük deprem gerçeği konusunda da aptala anlatır gibi ciddi önerilerde bulunuyor!