·1248 syf.····Okunma: 12 Aralık 2021 00:00 Dostoyevski hakkında negatif eleştiri yapılması zor, kült biri olarak uzun zamandır dünyanın çoğu yerinde edebiyat ve (nedense) düşünce dünyasında üstünde en çok durulan isimlerden. Sayısı az olmayan kendi eserleri ve yazarla ilgili kitaplar ciddi bir külliyat oluşturuyor. Bizde de örneğin Nurdan Gürbilek' in bazı kitaplarında yazar ve eserleriyle ilgili bolca düşünce mevcut. Ancak ilginç bir şekilde olumsuz sayılabilecek çok az şey var. Hakkında olumsuz eleştiriye malzeme olabilecek çok şey varken, yapılan eleştirilerde bunların üstünde pek fazla durulmuyor; onun hakkında yazarken empati ve toleransı insan üstü bir seviyeye çıkarma ihtiyacı hissediliyor. Bu gibi nispeten anonim ve özgür platformlarda bile kelle almaya neden olabilecek bazı suçlarının cezası gül fırlatmak oluyor.
Ben yazarı sevemedim, sevemememe neden olan özelliklerinin sinsi bir biçimde eserlerine yansıdığını hissettiğim için eserlerini de pek beğenemedim. Suç ve Ceza romanının son sayfalarındaki Peyami Safa rüzgarında , Alyoşa Karamazov bariz bir biçimde kayırıldığında, romanlarındaki solcular, ateistler karikatürize edildiğinde hep biraz daha eksildi beğenim. Sola meyilim eski bir alışkanlık olsa da okuduklarımı fikren bana yakın mı değil mi diye değerlendirmem; ama yazarın adil davranması gerektiğine inanırım. Nihayet günlüğünü okuyunca taşlar yerine oturdu tabi. Her türden düşünceyi eserlerinde irdelediği, karakterlerin psikolojisini objektif bir şekilde ortaya koyduğu söylenen yazarımız muhafazakar, pan-slavcı, mümin biri olarak edebiyat panteonundaki yerinden hepimize kötü bir niyetle gülümsüyormuş meğer. Denilebilir ki yazarın özel, kendi düşünce hayatı değil eserlerini değerlendirmek gerekiyor. Tabi ki bu bir yere kadar doğru ama okuduğumuz tezli bir romansa ve bizim de bir görüşümüz varsa bu yaklaşım tarzı bir miktar askıya alınır. Yazarın roman yoluyla bizde uyandırmak istediği etkiyi beğenmezsek romanı da beğenmeyebiliriz. Çoğu romanında belli bir biçimiyle uhrevi hayatı, dindar bir muhafazakarlığı kayıran Dostoyevski'yi hayata bakışı benimkine yakın olup da seven bu kadar çok insanın olması tuhaf bir muamma olarak aklımı kurcalıyor.
İyi okumalar